e
sv

Ahir zaman illetleri ve Kıyamet Alametleri

İslam, İslamiyet veya Müslümanlık, tek tanrı inancına dayalı en yaygın İbrahimî dinlerden biridir. İslam Peygamber Muhammed aracılığıyla 7. yüzyılda ortaya çıkmış ve yayılmıştır. İslam'a inanan kişilere iman etmiş, inanan anlamında mü'min veya Allah'a teslimiyet gösteren anlamında Müslüman denir. İslam tanımı, İnan esasları; ''Sunnilikte (Ehl-i Sunnet), Şiilikte (Şîa), Allah, Melekler ve ruhaniler, Peygamberler, Kutsal Metinler (Kur'an-i Kerim), Kıyamet ve ahiret, Kader. İbadet (Kulluk, tapınma); Kelime-i şehadet, Namaz, Zekât, Oruç, Hac, Şiilikte İslam'ın şartları. Toplumsal yapıyla ilgili düzenlemeler; Etiketler, Kadın ve evlilik, Devlet, Ekonomi, Diğer dinlere bakış, Tarih, Mezhepler ve eğilimler, Dünyada müslümanlar, Kültür, konularını detaylı olarak bu katogoride sizinle paylaşacağım.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

İslam inanışında ahir zaman; dünyanın büyük / küçük alametlerin yaşanmasını takiben kopacak kıyametten önceki son günleri olarak değerlendirilir. Bunun ne zaman olacağını veya olduğunu sadece Allah bilir ama bizler Kur’an ayetlerinden ve Peygamberimizin hadislerinden bu zaman dilimine ait emareleri birleştirip şunu söyleyebiliriz ki; o zaman çok geç bir zaman değildir. ”Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır…” (Lokmân 31/34). “Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki:Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” (A’râf 7/187) Ahir zamanda yaşanacak kıyamet alâmetleri, insan iradesine bağlı olması veya olmaması, kıyametin kopuşuna çok yakın bulunup bulunmaması durumu göz önünde tutularak iki başlık altında incelenir: Küçük alâmetler, büyük alâmetler. Alâmetlerin büyük veya küçük diye nitelenmeleri önemlerinden dolayı değil, açıklanan sebepten dolayıdır.

1. Küçük Alâmetler: Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlâkın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak büyük alâmetlerden çok önce meydana gelecek olan olaylardır. Peygamberimiz’in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi, ilmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması, şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması, ehliyetsiz insanların söz sahibi olması, adam öldürme olaylarının artması, dünya malının bollaşması, zekât verecek fakirin bulunmaması gibi olaylar kıyametin küçük alâmetlerinin bazılarıdır. (Buhârî, “Tefsîr”, 79, “Hudûd”, 20, “Fiten”, 25; Tirmizî, “Fiten”, 34; İbn Mâce, “Fiten”, 25; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 15).

2. Büyük Alâmetler: Kıyametin kopmasının hemen öncesinde meydana gelecek ve birbirini izleyecek olan olaylardır. Büyük alâmetler, tabiat kanunlarını aşan ve insan iradesinin dışında gerçekleşen olaylardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, “Kıyametten önce on alâmet görmediğiniz sürece dünyanın sonu gelmez” buyurmuş ve bu alâmetleri şu şekilde sıralamıştır (Müslim, “Fiten”, 39; Ebû Dâvûd, “Melâhim”, 11; İbn Mâce, “Fiten”, 28):

  • Duman. Müminleri nezleye tutulmuş gibi bir duruma getiren ve kâfirleri sarhoş eden bir dumanın çıkışı ve bütün yeryüzünü kaplaması. Deccâl. Bu isimde bir şahıs çıkacak ve Tanrılık iddiasında bulunacak, istidrâc denilen bazı olağan üstülükler gösterecek ve Hz. Îsâ tarafından öldürülecektir. Dâbbetü’l-arz. Bu isimde bir canlı çıkacak, yanında Hz. Mûsâ’nın asâsı ve Hz. Süleyman’ın mührü bulunacak, asâ ile müminin yüzünü aydınlatacak, mühür ile kâfirin burnunu kıracak, böylelikle müminlerin ve kâfirlerin tanınmaları sağlanacaktır.
  • Güneşin Batıdan Doğması. Evrenin tek hâkimi Allah’ın emriyle güneş batıdan doğacak, bu olaydan sonra iman edenlerin imanı, kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir. Ye’cûc ve Me’cûc’ün Çıkması. Bu isimde iki topluluğun yeryüzüne dağılarak bir süre bozgunculuk yapmaları da kıyametin bir başka büyük alâmetidir. Hz. Îsâ’nın Gökten İnmesi. Hz. Îsâ kıyametin kopmasına yakın gökten inecek, insanlar arasında adaletle hükmedecek, Hz. Peygamber’in dini üzere amel edecek, deccâli öldürecek, sonra da ölecektir.
  • Yer Çöküntüsü. Biri doğuda, biri batıda, biri de Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsü meydana gelecektir. Ateş Çıkması. Hicaz taraflarında büyük bir ateş çıkacak ve her tarafı aydınlatacaktır. Kıyamet alâmetleriyle ilgili olarak hadis kitaplarımızda pek çok rivayet ve bilgi bulunmaktadır. Âhiretle ilgili diğer konularda olduğu gibi kıyamet alâmetlerinin mahiyeti konusunda da gerçek bilgi sahibi yüce Allah’tır. Onların gerçek yüzü bilinemez. Ancak bazı yorumlar yapılabilir, mahiyeti ise Allah’a havale edilir.

Enes anlatıyor: “Resulullah buyurdular ki: “Kıyamet kopmadan önce gece karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. (O vakit) kişi mü’min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur. Mü’min olarak akşama erer, kâfir olarak sabaha kavuşur. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar.” [Tirmizî, Fiten 39, (2211)] Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.[ Suyuti, Cami’üs Sagir, 3/211][ Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/492] Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek… [Camiü’s-Sagir, 3:211][ Müsned, 2:492, 4:391, 392] İnsanlar arasında biseksüellik artacak [El-Muttaki el-Hindi] İnsanlar Allah’ın varlığını açıkça inkâr etmedikleri sürece Kıyamet kopmayacak [Al-Muttaqi al-Hindi, Al-Burhan fi Alamat al-Mahdi Akhir al-zaman, s. 27]

Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar. Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazip gelir. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalpleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni “müdahin” (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır.[Buhârî, Fezâilu’l-Kur’ân 36, Menakıb 25, İstitâbe 6][ Müslim, Zekât 154, (1066)][ Ebu Davud, Sünnet 31, (4767)][ Nesâî, Tahrîm 26, (7, 119)] Ramuz el-Hadis’den; Ümmetimin sonunda birtakım kavimler olur ki, camilerini süsler, kalplerini viran ederler. Onlardan birisi dinine vermediği ehemmiyetten fazlasını elbisesine verir. Bunlar, dünyaları selâmet oldu mu, ahiret işini kale almazlar. Büyük ve küçük alametlere ait hadislere bakıldığında kıyametin yaklaştığı ve adeta ahir zamanı yaşadığımız alenen ortadadır. Ne yazık ki yaşananlar İslam’a ve insanlığa yakışmayacak çirkinlik, nankörlük ve bencilliktedir. Bizler ise adına her ne dersek diyelim bu çirkinliğe ortak olmak ta hayatın gayesini, dünya imtihanını, ahiret mizanını unutur haldeyiz. Dünyevi telaş, arzu ve ihtiyaçlarla tüketilen nefesler bizi bu günleri de aratacak hale getirecek ve maalesef mahşerde huzurda toplanıldığında şefaat dilemeye bile yüzümüz olmayacaktır.

Yaşanacağı asırlar önce telaffuz edilen ve bugün yaşananlara şöyle bir göz atmak gerekirse;

  • Peygamberimiz’in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi; Peygamberimiz Risalet görevini layıkıyla hem de çok asırlar önce tamamlamış ve kendisinden sonra başkaca Peygamber gönderilmeyeceği Kur’an’da defaten bildirilmiştir. Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlâkın bozulması; iman, ibadet ve ahlak üçgeni üzerine oturmuş İslam’ın bugünkü riya ve dünyevi çıkarlar ile kaplı haline bakıldığında kalplerin ve vicdanların kapkara bulutlarla kaplı olmadığını söyleyecek biri var mıdır? İlmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması; ilim ile bilimi ayırmaya gerek bile olmadan denilebilir ki âlimin yerini cahil ve kayrılan ehliyetsizler almış, bilgi yerini diğer güçlere bırakmış, hakikatten ziyade muteber olan şeye itibar edilir olmuştur. Şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması; Her gün binlerce yeni çeşit içki, sigara ve uyuşturucu, tüm sağlık ikazlarına ve yasaklara rağmen raflarda, elbise ceplerinde yerini rahatlıkla almakta, aklı uyuşturan, bedeni zehirleyen, şeytan oyuncakları hem de sefil ve karanlık ortamlarda benlikleri yok etmektedir. Bunun adeta devamı olan zina, hırsızlık, ahlaksızlık, arsızlık gibi pek çok felaket; bulanmış zihinlerin, körlenmiş nefislerin, ardan yoksun bedenlerin akıbete razı tutumları sonucu alenen yaşanır olmuştur.
  • Ehliyetsiz insanların söz sahibi olması; işi ehline vermemek o işi verene de, ehliyetli olmadığı halde talep edene de haram olduğu halde bugün yönetimlerde maalesef hak etmeyen, layık ve ehil olmayanların bulunması ahir zamana güzel bir işaret değil midir? Adam öldürme olaylarının artması; gereksiz yere, Kur’an’da yazılı kısas harici, makul ve haklı bir gerekçe olmadan, mal, kin, hırs, para ve çıkar uğruna işlenen sayısız kadın, çocuk, erkek cinayetleri, bir adım daha gidersek gereksiz ve aşırı güç kullanarak yapılan savaşlar, saldırı-terör eylemleri, meçhul cinayetler ahir zamanı göstermez mi? Gereksiz ve haksız yere bir insan öldüren tüm insanlığı öldürmüş sayılırken akıtılan bu kanlara bakıp kıyametten çok uzakta olduğumuz söylenebilir mi?
  • Dünya malının bollaşması; Malın artması, üretimin bollaşması, paranın çoğalması gibi ekonomik ifadelerin nisbi olduğu dikkate alınsa da eski zamanlara göre raflardaki malların arttığı, satış maksatlı üretilen şeylerin çoğaldığı, paranın ve özellikle kara paranın arttığı alenen ortadadır. Zekât verecek fakirin bulunmaması; bu kavramın herkesin zenginleşeceği manasına mı (doğrusunu Allah bilir ama) yoksa zekât almaya layık ve zekât verecek nitelikteki insanın azlığından mı bahsettiğini bilemiyoruz ama sonuçta sokaklarda zekat ve sadakaya tenezzül etmeyen daha fazlasını hakkı olmadığı halde zorla isteyen insanların varlığı da bir alamet değil midir? Karanlığının parçaları gibi fitnelerin vuku bulması; İnsanlığın ve özellikle İslam camiasının bugün yaşadıkları bu fitneler ile değil midir? Toplumumuza hem de Müslümanlar arası yaşanan fitne ve fesatlar bakarsak karanlığa gömüldüğümüzü söylemekte zorlanır mıyız?
  • Birçok kimselerin azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satması; Apartman dairelerine sıkışmış başka dinlere ait ibadethanelerde binlerce Müslüman gencin para, kadın, içki ile kandırılarak din değiştirmeye ikna edilmesi, Allah’ın ayetlerinin alaya alınıp değiştirilmesi, saklanması, manalarının değiştirilmeye çalışılması dini satmak, ahiretinden vaz geçmek değilse nedir? Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri yaşanması; Kaosun toplumu, dünyayı sarması, açlık, yokluk ve savaşların, toplu katliamların yaşanması buna örnek değil midir?
  • Ölümler ve katliamların yaygın hale gelmesi; Haberlerde gazetelerde okuduğumuz ölüm, cinayet, kaza, katliam ve savaş haberleri bizler için artık sıradan hale gelmedi mi? En yüce makamlardan olan şehitlik mertebesine eren vatan evlatlarına bile ekranlarda yer verilmemesi bu ölümleri ister değerli ve ister değersiz olsun önemsemediğimiz anlamına gelmez mi? İnsanlar arasında biseksüelliğin artması; kadınlar veya erkekler arası olsun normal olmayan cinsel ilişkilerin-ahlaksız fantazilerin toplumları sardığını, hatta bazı ülkelerde bu şekilde kıyılan nikâhlara kanunen müsaade edildiğini kim inkâr edebilir? Helak edilen kavimlerin (Lut kavmi) ve telef edilen halkların (Pompei) akıbeti ortadayken insanlık üzerine veba gibi çöken bu illetin yaygınlaşması ahir zamanda olduğumuzu göstermez mi?
  • İnsanların Allah’ın varlığını açıkça inkâr etmeleri; Şimdilik en zor görülen emare bu sanılsa da toplumu karabasan gibi saran ateizm, satanizm, tabiatçılık gibi uydurma akımlar ile nadiren de olsa Yüce Allah’ın varlığını inkâr edenler yok mu? Müşrik Araplar Allah’a inanıyor ama şefaatçi olarak araya putları sokuyor diye kafir olmuşken, bugün Allah’ı inkar edenlerin akıbeti nedir? Zenginlerin ahlaki, vicdani ve İslami niteliklerine bakılmaksızın mal ve parası nedeniyle itibar görmesine şahit değil misiniz? Fuhuşun yayıldığını, alenen yapıldığını, suç olmaktan çıkarıldığını, toplumun o kişilere hanımefendi, beyefendi diye baktığını, mal ve paraya kavuşan bu ahlaksızların toplumun üst kademelerine tırmandığını, bu işi eşini aldatmak şeklinde veya cinsel tatmin maksatlı yapanlara toplumdan bir reaksiyon gelmediğini ifade etmeye gerek var mı? Yetkisiz, cahiller, tecrübe yoksunları sırf akraba, kayırılmış veya nüfuslu diye ülkeleri, şirketleri yönetmiyor mu? Doğum oranlarına bakılınca erkek çocuk sayısının ve erkeklerin yaşam üst sınırının düştüğü görülmüyor mu? Zulmeden yöneticilerin varlığını kim inkâr edebilir? İnsanlar para uğruna utanmadan hak yemeye, hile yapmaya yanaşmıyor mu?
  • Sözüm ona hayvan sevgisi adı altında evcil hayvanlara milyonlarca para harcanırken yetim ve öksüzler kaderlerine terk edilmiyor mu? Karşılıklı sevgi ve saygının kalkması, merhamet duygusunun unutulmaya yüz tutması, gayri meşru çocukların çoğalması, hatta ahlaksızlığın alenen işleniyor olması başkaca delile gerek bırakır mı? İnsanların, kalpleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünmesi, riyanın (ikiyüzlülüğün) göstergesi değil mi? İnsanların suçu gördüğü halde Allah adına şahitlik etmesi gerekirken başını çevirip uzaklaşması ahir zaman alametlerinden değil mi?

Konuyu bir başka hadisle sürdürelim; Ramuz el-Hadis’den; Ümmetimin sonunda birtakım kavimler olur ki, camilerini süsler, kalplerini viran ederler. Onlardan birisi dinine vermediği ehemmiyetten fazlasını elbisesine verir. Bunlar, dünyaları selâmet oldu mu, ahiret işini kale almazlar. Ahir zamanın tam ortasında olduğumuzu, yaşanır mı bilinmez ama yaşanacaksa son savaşa az kaldığını ve kıyametin yaklaştığını hadisler ışığında pekâlâ söyleyebiliriz. Fani dünya hayatı elbet bitecek, kıyamet mutlaka kopacak ve ahirette mizan illaki yapılacaktır. Sonuçta herkes hak ettiği cennet veya cehennem mekânında sonsuza dek yaşayacak ve ilahi adalet yerini mutlaka bulacaktır. Ama şimdi daha vakit varken mü’mine düşen; kendisine, yakınına ve toplumuna ışık tutmak, kulları doğru yola çekebilmek için çaba sarf etmek ve bir iman göstergesi olarak zulme, haksızlığa, batıla, Hak olmayana karşı gelmektir.

Azap geldiğinde sadece hak edenlere dokunmayacaktır. Daha vakit varken tövbe edip Hak yoluna yönelmek, dünyevi şehvet hırsıyla dolu adiliklerden uzaklaşmak, yanlış yolda olanları bir kere daha ikaz etmek gerekir. Uzaklaşmaz isek akıbetimiz aynen helak edilen kavimler gibi hem bu dünyada hem ahirette felaket olur. Makyajımı kendimi iyi hissetmek için yapıyorum diyen kadın bunu sadece kocası için yapmıyorsa, mini giyen kimse moda böyle diyerek tesettürü alaya alıyorsa, içki zihnini esir almışken her türlü ahlaksızlık için kendisinde cesaret bulan kimse ayetlerle alay ediyorsa, eşini aldatan erkek buna zina değil de zamparalık etiketi yapıştırıyorsa, malını pahalı satan esnaf hak yediğinin farkında değil de bunu kurnazlık sanıyorsa, verilen sözler tutulmuyor, insanlar üç kuruş için Hak’tan vazgeçebiliyorsa, hırsızlar, ahlaksızlar, katiller sırf zengin ve nüfuslu diye baştacı ediliyorsa….ahir zaman gelmiş te geçiyor demektir. Ve eğer gerçekten ahir zamandaysak kıyamete az kaldı demektir. “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” (Asr 103) Zamanın hızlandığını görebilene, ahir zamanda kendisine çeki düzen verebilene, Allah’ın nurunu tamamlamasına yardımcı olmaya çalışana, imanını muhafaza edene ne mutlu! Ve paraya, kadına, makama, şöhrete tapanlara, topluma kötü örnek olanlara, imanı zayıf olanlara, zulmeden münafık ve kâfirlere, küfre saplanıp hakikati göremeyenlere ne yazık! Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar (A’râf 7/187)

kaynak: iman ilmi hali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Ahir zaman illetleri ve Kıyamet Alametleri