e
sv

Allah dileseydi insanların hepsi iman ederdi

İman, kalpten gelen sevgi, inanç ve güvenle sadece Allah’a teslim olmak, fıtratta verdiğimiz ahde uygun doğru ve güzel yaşamak, kötülüklerden sakınıp kötülükle mücadele etmeye kararlı olmak, ahiretin ve hesabın hak olduğuna ve gayba itimat etmektir.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Ve iman herkese nasip olmayandır. “Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. İman edenler anlamadılar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak, ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez.” (Ra’d 13/31)

Allah, her şeye muktedir olan, dilediğini yapandır ve O her şeyi bilen, duyan ve görendir. O, zamanın evvelini de sonrasını da gören, tek Yaratan ve tek Öldürendir.

O, insanların çoğunun iman etmeyeceğini ve cehennemlik olacağını bilendir. O, iman dileyene iman, azgınlık ve küfür dileyene sapkınlık nasip edendir. O, ahireti dileyene hidayet ve esenlik, dünyalık dileyene kuru ve getirisiz servetler nasip edendir.

Allah dilemedikçe ve izin vermedikçe kimse iman edemez ayetinin manası, imanın veya imansızlığın kader olduğu anlamında değil fakat Allah’ın insanların akibetini bildiğine vurgudur ki tevbe, dua ve gözyaşı ile kendisine yönelenlere rahmet etmek Yüce Allah’ın ahdidir.

O, niyetleri bilen, yapmacık yönelişleri anlayan, münafıkları tanıyan, ortak koşanları bilendir. O, kendisine gerçekten yönelenleri de bilen ve yardım edendir. Çünkü Allah, kendisine yardım edene yardım eder, iman dileyene iman nasip eder.

Nefisleri temizleyen sadece O’dur, rızkı ve medeti veren sadece O’dur, insanlara değişik şeriatler, yollar yapan, değişik ümmetler halinde yaratan, kimin daha iyi işler yapıp iman edeceğini görmek için hayatı ve ölümü yaratan, sınavı var edendir.

O, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, zulme karşı durmayı şart koşandır. O, Peygamberine dahi zorlama ve baskı hakkı vermeyen, hür irade ile insanların iman etmesini isteyen, sınavı cüzi irade ile kendisine yönelenlerin kazanacağını duyurandır.

Allah dileseydi, kimse başkaca davranamaz, herkes hidayete erer, herkes melekler gibi yaşar, cennet ve cehennem akibeti olmaz, sınavın mahiyet ve jhükmü kalmazdı. Ama sınav haktır ve insan hür iradesiyle tercih yapacak, neticede hesaba muhatap olacaktır.

Allah dilemeseydi kimse akıl ve şuurla seçemez, kimse günah işleyemez, kimse sapamazdı. O, izin vermeseydi kimse şeytanlarla çardak kuramaz, tagutlarla silah çatamaz, kafirlerle ortak olamaz, putlara ilahlık vasfı konduramazdı.

“Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (nahl 16/93)

“Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.” (Şura 42/8) O, dilemeseydi hiç kimse inkar ve isyan edemez, kimse müşriklik edemezdi.

O izin vermiş ve dilemiştir ki kulları akıl, ruh ve şuurla, kalple doğruya yönelsinler, verdikleri söze göre yaşasınlar ve kendisinden başka ilah tanımasınlar. Serbestçe, hür ve bağımsız olarak tercihler üretip, ameller yapsınlar, fikirler ve hayaller yaşasınlar, yanlışlar arasında doğruyu bulsunlar.

“Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.” (Yunus 10/99)

O, dilemiştir ki herkes değişik şart ve koşullarda dahi, farklı lisan, cins, ten, coğrafya, örf ve alışkanlıklar içinde de olsa hakikati cımbızla çekip bulsunlar ve aldanmasınlar.

O, dilemiştir ki herkes iman etsin ama yine O kimseyi zorlamamayı sınavın gereği saymıştır. Çünkü insanın yemini, İblisin ahdi, Allah’ın vaadi hep imanla alakalıdır ve sadece Allah diyemeyenler cennetlere asla varamayacaktır.

“ .. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.” (Maide 5/48)

“De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.” (En’am 6/149)

O, iblisin ve müşriklerin insanları kandırmasına da rıza göstermiş, bahşettiği aklın ve kalbin devreye girerek insanların tagutlara aldanmamayı seçmesini dilemiştir. Peygamberine de zorlama yetkisi vermemiş, şeytanın sultasını hür bırakmış yani müspet ve menfi örnekleri göstermiş ama asla zorlamamıştır. Çünkü dinde baskı ve zorlama yoktur.

O, Kur’an’ı nasip edendir ki dilemeseydi O kitabı nasip etmez ve insanlığı koyu karanlıklarda bırakırdı. Lakin o hidayeti ve insanların kurtuluşunu dilemiş, merhametini göstermiş, ışığı işaret etmiştir.

“De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?” (Yunus 10/16)

“Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.” (En’am 6/107)

“Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.” (En’am 6/137)

Bunca rahmete rağmen insan zalim, cahil ve nankördür ve çoğu iman etmeyecek, iman ettiğini sananlar imanlarına şirk bulaştıracak, çoğu cehenneme gidecektir. İblis zannında haklı çıkacak, Allah’ın cehennemin dolacağına dair ayeti gerçekleşecektir ki bu O’nun dilemesi değil bilmesidir.

O bildiği gerçeği ayetiyle ikaz ettiği halde insanlık bu ikazı görmezden gelmeye devam etmekte ve hür iradesiyle hem de koşarak cehennem çukurlarına yuvarlanmaktadır. Ne Kur’an, ne Hz. Peygamber ve ne de kalplerindeki fıtri vicdan bunu engelleyememekte ve kullar imanı, temiz nefsi dilememekte, Allah’a sığınmamakta, bunun yerine şeytanların süslü dünya menfaatlerine kanmayı tercih etmektedir.

“Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.” (Secde 32/13)

“Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.” (Hud 11/118,119)

Allah’ın ahdine, sözüne, vaadine değil de şeytanın aldatmacalarına meyledenlerin ise akibeti elbette hüsran olacaktır ve işte tam bu yüzden Allah sınavı var eden, iman edenlerden başkasını cennetlerine koymayacak olandır. çünkü zalimlerin hesabı çetindir, kafir ve müşriklerin zulüm ve isyanları elbette karşılıksız kalmayacaktır.

Allah, zalimlere de bu sebeple süre verendir ki hem azgınlıkları artısın ve helakleri hak olsun, hem tevbe hakları saklı kalsın ve hem de o zalimlere uyacaklar belli olsun diyedir.

Yani sınav adil, insan hür, hesap zerrece haksızlıktan uzak, Allah rahmetli ama bir o kadar da azaplıdır. Fıtratı ve sınavı anlayamamak cehalettir, ortak koşmak zulümdür, nimetlerle yetinmemek nankörlüktür.

Meleklerin insanı izahında geçen bu üç sıfat, dünya sınavının ilk gününden itibaren insanın sergileyecekelrinin de tasviridir ve bu kıyamete dek de değişmeyecektir.

O halde, iman dilemek, temiz nefis için yalvarmak ve baki hayatta kurtuluşa erenlerden olabilmek umuduyla hür iradeyi iman istikametinde işletmek esas olandır.

Yoksa Allah kimseyi ne cennetine ve ne de cehennemine mahkum etmez. O, oralara giden yolları, doğru ve yanlışı gösterir, seçimleri hür bırakır ama hesap haktır ve ahiret yurdunun sevinçleri de acıları da katmerlidir.

Kur’an, cenneti öğütleyen ama cehenneme giden yolları da serbest bırakandır. Allah rahmeti bol ama azabı çetin olandır. O, gözyaşı ve huşu ile kendisinden dileyene, dilediğini nasip edendir.

kaynak: iman ilmi hali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Allah dileseydi insanların hepsi iman ederdi