e
sv

Allah rızası için ibadet

Sevgili Peygamberimiz dualarında sık sık Rabbimiz’den, ‘cennete götüren yolları’ dilemiş, cehennem ateşinden Rabbimiz’e sığınmıştır. Ahiretin kalıcı iskânı cennet ve cehennem mükâfat ve azabın yaşanacağı ebedi mekânlardır. Cennet istenilmeye, cehennem sakınılmaya layık olandır ama hüküm ve kudret Allah’ındır.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Sevgili Peygamberimiz dualarında sık sık Rabbimiz’den, ‘cennete götüren yolları’ dilemiş, cehennem ateşinden Rabbimiz’e sığınmıştır. Ahiretin kalıcı iskânı cennet ve cehennem mükâfat ve azabın yaşanacağı ebedi mekânlardır. Cennet istenilmeye, cehennem sakınılmaya layık olandır ama hüküm ve kudret Allah’ındır.

“Gücünüzün nispetince Cenneti isteyiniz ve yine gücünüzün yettiği kadar Cehennemden kaçınız. Çünkü Cennet, kendisini isteyene karşı İlgisiz kalamaz ve Cehennemde kendisinden kaçandan gafil olmaz. Ahiret tuzaklarla sarılıdır. Dünya ise şehvet ve lezzetlerle sanlıdır. Sakın ha! Dünya sizi ahireti kazanmaktan mahrum etmesin.”(Tebarani)

İbadetin, imanın, salih amel ve ahlakın gayesi; Allah’ın sınırlarına yani hududullah’a riayet etmek, takvaya (Allah’tan çokça sakınmak) sarılmak, layık kul olabilmek ve Allah rızasını kazanabilmektir. Bu kazanıldığı takdirde mükâfatı peşi sıra inşallah gelecektir.

Burada çok dikkat edilmesi gereken bir mesele vardır ki o da kanaatimizce şudur; kul ibadetini cennetlere kavuşmak veya cehennem ateşinden kurtulmak için değil sadece Rabbinin rızasını kazanabilmek için yapmalıdır.

Çünkü cennet sevabı için ibadet edenin mükâfatı cennet gerçekleşse bile, o mü’min Allah rızasına kavuşamayacaktır. Keza ibadetin cehennemden kurtulmak için yapılıyor olması da uygun değildir çünkü din korkudan, Allah sevgisi korkutmadan ibaret değildir.

Kısaca cennet umudu veya cehennem korkusu ile ibadet ediyor olmak yetersiz ve hatta yanlış bir düşüncedir. İbadet ve iman, sadece hayal ve umut edilemeyecek kadar gerçek, sadece korku ile ifade edilemeyecek kadar yüce bir değerdir.

Bunlardan biri olmaz ise diğeri yetersiz kalır.

Sadece Allah sevgisi üzerine kurulu ibadet cehennemi, sadece korku üzerine kurulu ibadet cenneti yok saymak veya kale almamaktır. Oysa her ikisi de haktır. İbadetin doğrusu; muhabbetle, sevgiyle Rabbimiz Allah’a yönelmek, O’nun rızasını, mükâfatını kazanmaya niyet ve teşebbüs etmek, bu uğurda amel ve ibadet etmek ama aynı zamanda da Allah’ın azabından ve cehenneminden korkmaktır. Allah’tan korkup, cenneti umut ederek, muhabbetle kulluk etmek işin olması gerekenidir.

Sonuç olarak ibadet; umut, korku ve muhabbet ile edilmelidir. Bu üçlü aynı zamanda imanın da ayrılmaz parçalarıdır ve her birine iman edilmelidir. Ve Rabbimiz Allah’a duyacağımız muhabbet; cennet umudu ve cehennem korkusundan daha fazla öne çıkmalıdır. Çünkü Allah rızası; yaşama gayemiz, şefaat güvencemiz, cennet ödülümüz, ateşlerden korunağımız, kavuşmayı arzuladığımız en yüce değerdir.

  • Allah, bizleri salih, imanlı, ahlaklı ve ibadetli kullarından eylesin.
  • Rabbim, bizleri kendi rızasına uygun kullarından eylesin.
  • Rabbim, bizleri cehennem ateşinden uzaklaştırsın.
  • Rabbim, bizi cennetlerine layık kullarından eylesin.
  • Rabbim, gönlümüzdeki imanı, Allah sevgisini hep baki kılsın.
  • Amin!

kaynak: iman ilmi hali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Allah rızası için ibadet