e
sv

Allah’ın ayetlerde geçen isimleri

Ayet ve hadislerde Allah’ın isimleri “En güzel isimler” anlamında ( اَلْاَسْمَاءُ الْحُسْنَى )”el-esmâü’l-hüsnâ” şeklinde ifade edilmektedir.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Ayetlerde Geçen Allah’ın İsimleri

  • Kur’ân ayetlerinde Yüce Allah’ın isimleri isim veya isim tamlamaları şeklinde geçmektedir.
  • el-A’lâ (en yüce, en şerefli),
  • el-A’lem (her şeyi en iyi bilen),
  • el-Alî (şanı, şerefi, izzeti ve kudreti yüce olan),
  • el-Âlim (bilen, anlayan, tanıyan),
  • el-Alîm (her şeyi çok iyi bilen),
  • el-Âhir (varlığının sonu olmayan, ölümsüz, ebedî ve bâkî),
  • el-Akrab (bilmesi, görmesi, duyması, haberdâr olması ve yardım etmesi açısından insanlara en yakın olan),
  • el-Azîm (zatı, isim, sıfat ve fiilleri itibariyle pek ulu, büyük, yüce),
  • el-Azîz (üstün, güçlü, kuvvetli, galip, şerefli, değerli, melik),
  • el-Bâri’ (yaratan, örneği olmadan varlıkları îcat eden),
  • el-Basîr (aydınlık ve karanlıkta küçük ve büyük her şeyi gören),
  • el-Bâtın (mâhiyeti akıl ile idrâk olunamayan, hayal ile tahayyül edilemeyen, her şeyin iç yüzünü, sırlarını bilen),
  • el-Berr (iyilik eden, çok lütufkâr, çok merhametli, çok şefkatli),
  • Câ’ılûn (yaratan, vâr eden, bir varlıktan başka bir varlık yapan),
  • el-Cebbâr (emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yaratıklarının hâllerini düzelten),
  • el-Ebkâ (verdiği nimetler sürekli ve hep kalıcı olan),
  • el-Ehad (eşi, benzeri ve ikincisi bulunmayan bir tek, yegâne),
  • el-Ekrem (en çok ikram eden),
  • el-Evvel (öncesi olmayan, yaratılmamış, ezelî ve kadîm tek varlık),
  • Fâil(ûn) (yapan, yaratan, vâr eden),
  • el-Fettâh (iyilik kapılarını açan, en âdil hüküm veren)
  • el-Ğaffâr (çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan),
  • el-Ğafûr (çok affeden, çok bağışlayan),
  • el-Ğanî (zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan),
  • el-Habîr (her şeyden haberdar olan, gizli aşikâr her şeyi bilen, haber veren),
  • el-Hâdi’ (hile yapanları cezalandıran)
  • el-Hâdî (hidayet eden, doğru yolu gösteren),
  • el-Hafî (çok ikram eden, son derece iyilik ve lütuf sahibi, her şeyi bilen, duaları kabul eden)
  • Hâfiz(ûn) (koruyup gözeten),
  • el-Hafîz (varlıkları yok olmaktan koruyan),
  • el-Hakîm (hikmet sahibi, her işi, emri ve yasağı yerli yerinde olan),
  • el-Hâkim (hükmeden, karar veren, haklıyı haksızı ayıran),
  • el-Hakem (hüküm veren, son kararı veren),
  • el-Hakk (varlığı, ilâh ve rab oluşu hak olan, eşyayı var eden, hakkı ızhar eden, mülk sahibi, yok olmayan, varlığında şüphe bulunmayan, âdil),
  • el-Halîm (çok sakin, hemen öfkelenmeyen, acele etmeyen, teenni ile hareket eden),
  • el-Hallâk (mükemmel yaratan, devamlı yaratan),
  • el-Hasîb (insanlara yeten, insanların yaptıklarını koruyup hesaba çeken),
  • Hâsib(în) (insanları sorgulayan, hesaba çeken),
  • el-Hayr (hayırlı olan, faydalı olan, iyilik eden),
  • el-İlâh (ma’bûd, Tanrı),
  • el-Kadîr (çok güçlü, çok kuvvetli, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen),
  • el-Kâdir (güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten),
  • el-Kâfî (kullarına yardım eden, vekil olan, yol gösteren, yaptıklarını bilen, gören, haberdar olan ve hesaba çeken),
  • el-Kahhâr (yenilmeyen, daima galip gelen),
  • el-Kâhir (galip gelen, zelil eden, güçlü, her şeyi kuşatan, yaratıklarını dilediği gibi yöneten),
  • el-Kâim (varlıkları görüp gözeten, koruyan, yöneten),
  • el-Karîb (af, mağfireti, rahmeti, bilmesi, görmesi ve duyması itibariyle kullarına yakın olan),
  • el-Kâşif (azap, sıkıntı, bela ve dertleri gideren),
  • Kâtib(ûn) (insanların yaptıklarını yazan),
  • el-Kavî (kuvvetli, kudretli, her şeye gücü yeten),
  • el-Kayyûm (zatı ile kaim olana, ezelî ve ebedî, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan, ihtiyaçlarını üstlenen),
  • el-Kebîr (zatı, isim ve sıfatları, şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti, değer ve izzeti pek yüce, ulu ve büyük),
  • el-Kerîm (değerli, şerefli, çok nimet veren, nimet ve ihsanı bol olan ),
  • el-Kuddûs (her türlü çirkinlik, noksanlık ve ayıplardan uzak, tertemiz, bütün kemal sıfatları kendisinde toplayan, güzellik, iyilik ve ihsanlarıyla övülen),
  • el-Latîf (yaratıklara karşı yumuşak, çok merhametli, çok lütufkâr, ihsan sahibi, insanlara hak ettiklerinden fazlasını veren her şeyin detayını, sırlarını en iyi bilen, işleri çok hassas düzenleyen, gözle görülmeyen),
  • Mâhid(ûn) (yeryüzünü yaratıkları için elverişli, yarayışlı ve faydalı olarak yaratan),
  • el-Mâlik (bütün varlıkların sahibi),
  • el-Mecîd (çok şerefli, çok itibarlı),
  • el-Melik (bütün varlıkları yöneten, dilediğini yapan, dilediği gibi hükmeden),
  • el-Melîk (çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve maliki, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren),
  • el-Metîn (çok kuvvetli, çok dayanıklı, acizliği, za’fiyeti ve gevşekliği olmayan),
  • el-Mevlâ (dost, yardımcı, görüp gözeten),
  • Mu’azzib(în) (suç işleyenleri, zalimleri, günahkârları cezalandıran),
  • el-Mu’ızz (izzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şerefli kılan, aziz yapan),
  • el-Muhric (bir şeyi açığa çıkaran, bir varlıktan başka bir varlık var eden, gizli şeyleri ortaya çıkaran),
  • el-Muhît (ilim ve kudretiyle her şeyi kuşatan, her şeye muttali olan),
  • el-Mukît (her şeye gücü yeten, rızık veren, yapılanları bilen, koruyan, mükâfat veren),
  • el-Muktedir (güçlü, kuvvetli, istediğini istediği gibi yapan),
  • el-Musavvir (yaratıklara şekil ve özellik veren),
  • Mûsi(’ûn) (gökleri genişleten),
  • el-Mübîn (varlığı aşikâr olan, hakkı ızhar eden, gerçeği beyan eden),
  • Mübrim(ûn) (hile ile kötülük yapmaya karar verenleri bilen, onların bu kötülüklerini boşa çıkran, onları kesin olarak cezalandıran),
  • Mübtelî(n) (deneyen, imtihan eden, gizli olanları açığa çıkaran),
  • el-Mücîb (duaları, istekleri, dilekleri kabul eden, ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları gideren),
  • el-Müheymin (insanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten),
  • el-Mühlik (isyan eden, azan, günaha dalan ve zulmeden fert ve toplumları helâk eden),
  • el-Mü’min (yaratıklarına güven veren),
  • el-Müneccî (sıkıntı, bela ve azaptan kurtaran),
  • el-Münezzil (nimet veren, su, sekînet, melek, kitap ve peygamber indiren),
  • el-Münîr (ışık veren, aydınlatan),
  • Münşi’(ûn) (îcat eden, inşa eden, yapan, örneksiz olarak yaratan),
  • Müntekım(ûn) (suçluları cezalandıran),
  • Münzil(în) (melek, kitap, su ve sekînet indiren, nimet veren),
  • Münzir(în) (kullarına fayda ve zarar veren şeyleri bildiren; inkâr ve isyan edenlerin âkibetinin kötü olduğunu haber vererek onları bu davranışlardan sakındıran ve azabı ile korkutan),
  • Mürsil(în) (vahiy, peygamber, bol yağmur, aşılayıcı rüzgâr, koruyucu melek, âsiler için yıldırımlar ve âfetler gönderen),
  • el-Müste’ân (kendisinden yardım istenen, kendisine sığınılan),
  • Müstemi(ûn) (sesleri işiten, duyan),
  • el-Müte’âl (aşkın, pek yüce, ulu, eksik ve noksanlıklardan berî olan),
  • el-Mütekebbir (ihtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu),
  • el-Müteveffî (yaratıkların canlarını alan),
  • en-Nâsır (yardım eden),
  • en-Nesîr (çok yardım eden, sürekli yardım eden),
  • er-Râfi’ (peygamber ve mü’minlerin itibar, şan ve şereflerini artıran, göğü yükselten),
  • er-Rahîm (çok merhametli),
  • er-Rahmân (çok merhametli),
  • er-Rakîb (insanların hâllerini, sözlerini, yaptıklarını ve davranışlarını bilen, haberdar olan, murakabe edip koruyan),
  • er-Raûf (çok merhametli, çok şefkatli, çok acıyan),
  • er-Rezzâk (bol nimet, maddî ve manevî rızık veren),
  • Sâdık(ûn) (söz, iş, va’d ve va’îdinde doğru olan, her sözünü ve va’dini yerine getiren),
  • es-Samed (her şeyin kendisine muhtaç olduğu, yöneldiği, her dilek ve isteğin mercii; hiç eksiği, kusuru ve ihtiyacı olmayan ulu, şanlı, dosdoğru, âdil ve güvenilir olan),
  • es-Selâm (eksiklik, acizlik, hastalık, ölüm ve benzeri şeylerden salim olan kullarına güven ve selamet veren),
  • es-Semî’ (her sözü, bütün konuşulanları en iyi işiten, duyan)
  • Şâhid(în) (bilen, muttali olan, her şeye tanık olan),
  • eş-Şâkir (verdiği nimetlere şükreden ve çalışan kimseyi ödüllendiren),
  • eş-Şefî’ (mü’minlerin yâr ve yardımcısı, azap ve sıkıntılardan koruyucusu olan),
  • eş-Şehîd (her şeye muttali olan, gören, bilen, haberdâr olan, her yerde hazır nazır olan, hiçbir şey kendisinden gizlenemeyen, bütün sırlara vakıf olan, her şeyi murakabe eden),
  • eş-Şekûr (ibadet eden kullarının mükâfatlarını bolca veren, az çok her itaati ödüllendiren),
  • eş-Şey (var olan, mevcut),
  • et-Tevvâb (sürekli tövbeleri kabul eden),
  • el-Vâhid (zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan, tek olan),
  • el-Vâlî (koruyup gözeten, yardım eden, işleri deruhte eden),
  • el-Vâris (bütün varlıkların sahibi, bâkî ve ebedî olan, her şey kendisine dönen),
  • el-Vâsi’ (güçlü, kuvvetli, ilim ve merhameti her şeyi kuşatan,
  • bütün yaratıklara rızık veren, nimet ve ihsanı bol olan),
  • el-Vedûd (mü’minleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen),
  • el-Vehhâb (karşılıksız çok nimet veren, ikram ve ihsanda devamlı olan, lütfu, ihsanı ve rahmeti bütün kulları kuşatan),
  • el-Vekîl (güvenilen, koruyan, yardım eden, görüp gözeten,
  • her şeyin maliki ve yöneticisi olan),
  • el-Velî (dost, seven, görüp gözeten, yardım eden),
  • ez-Zâhir (varlığı her şeyden aşikâr olan, her şeye galip gelen, her şeyden yüce olan),
  • Zâri’(ûn) (ekinleri, bitkileri yetiştiren, büyüten),
  • Hüvallâhüllezî lâ ilâhe illâ hû (Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah) (Toplam: 119)
  • İSİM TAMLAMALARI
  • Adüvvün li’l-kâfirîn (kâfirlerin düşmanı)
  • Âhizün bi nâsiyetihi (suçluları cezalandıran)
  • Ahkemü’l-hâkimîn (hüküm verenlerin en adili)
  • Ahsenü’l-hâlikîn (yaratanların, takdir ve tasvir edenlerin en iyisi)
  • Âlimü’l-ğaybi (gaybı bilen)
  • Allâmü’l-ğuyûb (görünmeyenleri çok iyi bilen)
  • Bâliğu emrihi (emri, hükmü hedefine ulaşan, kararını infaz eden)
  • Bedî’u’s-semâvâti ve’l-ard (gökleri ve yeri örneği olmadan yaratan)
  • Berîü’n mine’l-müşrikîn (müşriklerden berî, uzak olan)
  • Câmi’u’n-nâs (kıyamette insanları bir araya toplayan, cem eden)
  • Ehlü’l-mağfire (mağfiret ehli, affedici )
  • Ehlü’t-takvâ (azabından korkup sakınmaya, korunmaya lâyık olan)
  • Erhamü’r-râhımîn (merhamet edenlerin en merhametlisi )
  • Esdaku hadîsen (en doğru sözlü)
  • Esdeku kîlen (en doğru sözlü)
  • Esra’u ferahan (kullarının tövbesine çok sevinen)
  • Esra’u mekren (hile ve tuzak kuranları en süratli bir şekilde cezalandıran)
  • Esra’u’l-hâsibîn (hesap soranların, hesap görenlerin en süratlisi)
  • Eşeddü be’sen (çok şiddetli cezalandıran)
  • Eşeddü ferahan (kulunun tövbesine çok sevinen)
  • Eşeddü kuvveten (çok kuvvetli, çok güçlü)
  • Eşeddü tenkîlen (çok şiddetli cezalandıran)
  • Fa’âlü’n-limâ yürîd (dilediğini yapan)
  • Fâliku’l-abbi ve’n-nevâ (çekirdek ve taneleri çatlatan, yarıp açan )
  • Fâliku’l-ısbâh (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran)
  • Fâtıru’s-semâvâti ve’l-ard (yeri ve gökleri yaratan)
  • Gâlib’ün ‘alâ emrihî, (emirinde işinde ve hükmünde galip olan)
  • Ğâfirü’z-zenbi (günahları bağışlayan)
  • Hâliku külli şey’in (her şeyin yaratıcısı)
  • Hayru’l-fâsılîn (hükmedenlerin, haklı ile haksızı ayırt
  • edenlerin en hayırlısı)
  • Hayru’l-fâtihîn (hükmedenlerin, nimet verenlerin, hayır
  • kapılarını açanların en hayırlısı)
  • Hayru’l-ğâfirîn (bağışlayanların en hayırlısı)
  • Hayru’l-hâkimîn (hüküm ve karar verenlerin en hayırlısı )
  • Hayru’l-mâkirîn (hile ile kötülük yapanları bilemeyecekleri,
  • anlayamayacakları cihetlerden daha şiddetli cezalandıran)
  • Hayru’l-münzilîn (nimet verenlerin, ikram edenlerin
  • en hayırlısı)
  • Hayru’l-vârisîn (varislerin en hayırlısı)
  • Hayru’n-nâsırîn (yardım edenlerin en hayırlısı)
  • Hayru’r-râhımîn (merhamet edenlerin en hayırlısı)
  • Hayru’r-râzkîn (rızık, nimet verenlerin en hayırlısı)
  • Hayrun hâfizan (en iyi koruyup gözeten)
  • İlâhü’n-nâs (insanların ilâhı)
  • Kâbilü’t-tevb (tövbeleri kabul eden)
  • Kâşifü’l-azâb (azabı, sıkıntıyı, derdi kaldıran)
  • Mâlikü yevmiddîn (hesap gününün maliki, sahibi)
  • Mâlikü’l-mülk (bütün mülkün sahibi)
  • Meliki’n-nâs (insanların meliki)
  • Mûhinü keydi’l-kâfirîn (kâfirlerin tuzağını zayıflatan, boşa çıkaran)
  • Muhîtü’n bi’l-kâfirîn (kâfirleri kuşatan)
  • Muhyî’l-mevtâ (ölüleri dirilten)
  • Muhzî’l-kâfirîn (kâfirleri rezil rüsvay eden)
  • Mütimmü nûrihi (nurunu, dînini tamamlayan)
  • Nûru’s-semâvâti ve’l-ard (gökleri ve yeri aydınlatan)
  • Rabbü külli şey’in (her şeyin rabbi)
  • Rabbü’l-âlemîn (âlemlerin rabbi)
  • Rabbü’l-ard (yeryüzünün rabbi)
  • Rabbü’l-arş (arşın rabbi)
  • Rabbü’l-felak (sabahın rabbi)
  • Rabbü’l-ızzeti (kudret ve şeref sahibi)
  • Rabbü’n-nâs (insanların rabbi),
  • Rabbü’s-semâvâti (göklerin rabbi)
  • Rabbü’ş-şi’râ (Şi’ra yıldızının sahibi)
  • Refî’u’d-derecât (manevî dereceleri ve gökleri tabaka tabaka yükselten)
  • Semî’u’d-du’â (tövbeleri ve duaları duyan ve kabul eden)
  • Serîu’l-hısâb (hesabı, sorgulaması çok süratli olan)
  • Şedîdü’l-‘azâb (azabı, cezalandırması çok şiddetli olan)
  • Şedîdü’l-‘ıkâb (çok hızlı cezalandıran)
  • Şedîdü’l-mihâl (cezası, azabı, kuvveti çok şiddetli olan)
  • Vâsi’u’l-mağfire (bağışlaması, mağfireti bol olan)
  • Zü’l-fadli’l-azîm (çok ikram sahibi)
  • Zî’t-tavl (lütuf, bağış, ikram, ihsan, af ve bağış sahibi)
  • Zü’l-ikrâm (ikram sahibi)
  • Zû fadlin ale’l-âlemîn (âlemlere nimet veren)
  • Zû fadlin ale’n-nâs (insanlara ikram eden),
  • Zû-intikam (intikam sahibi, âsileri, zalimleri cezalandıran)
  • Zü’l-‘ıkâb (suçluları, günahkârları, zalimleri cezalandıran)
  • Zü’l-Arş (Arş’ın sahibi)
  • Zü’l-celâl ve’l-ikrâm (azamet ve kibriya, ikram ve ihsan sahibi)
  • Zü’l-kuvveti (güç ve kuvvet sahibi)
  • Zü’l-mağfire (af ve bağış sahibi)
  • Zü’l-me’âric (bütün derecelerin sahibi)
  • Zü’r-rahmeti (merhamet sahibi) (Toplam: 81)
  • Kur’ân’da Allah’ın güzel isim ve sıfatları bildirildiği gibi
  • hadislerde de bildirilmektedir. Bazı hadislerde Allah’ın
  • güzel isimlerinin sayısı 99 olarak geçmekte, hadislerin bir
  • kısmında bu isimler zikredilmekte, bir kısmında ise zikredilmemektedir.

kaynak: iman ilmi hali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Allah’ın ayetlerde geçen isimleri