e
sv

Beşeri ve ilahi hukuk

Adalet yerli yerine oturtmak, hakka riayet etmek, gerçeğe hakkını vermek, olması gerekeni hayata geçirmek ve doru-dürüst olanı yüceltmektir. Hukuk ise insanlarca kaleme alınmış, hayatın aşamalarını detaylandıran, kural ve ilkeleri belirleyen yazılı, değişken, sınırlı, zavallı, kötü kullanıma müsait kanun maddeleridir.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Adalet yerli yerine oturtmak, hakka riayet etmek, gerçeğe hakkını vermek, olması gerekeni hayata geçirmek ve doru-dürüst olanı yüceltmektir. Hukuk ise insanlarca kaleme alınmış, hayatın aşamalarını detaylandıran, kural ve ilkeleri belirleyen yazılı, değişken, sınırlı, zavallı, kötü kullanıma müsait kanun maddeleridir.

Cinsi, cibiliyeti, rengi, dili, boyu, bayrağı, dini, geleneği ne olursa olsun tüm varlık, canlı ve insanlar ilahi adalete uymak, tabi olmak ve saygı göstermek zorundadır. Çünkü kainatın ahenk ve dengesi, dünya sınavının kuralları, ahiret yurdunun akibeti hep bu ilahi iradeye göre şekillenecektir.

İlahi hukuk Rabbimizin tüm insanlara bildirdiği ve adına din dediği şeylerdir. Din, hayatın ta kendisi, dünya ve ahiret yaşamının tamamına hitap eden kurallar bütünü ve doğru yolu gösteren, tehlikelerden korumayı amaçlayan ilkeler demetidir.

İlahi hukuk, bizlerin sorgulayamayacağı, değiştiremeyeceği, haddimizi aşan ama uymak zorunda olduğumuz yazılı ve sözlü kurallar manzumesidir. Beşeri hukuk ise insanlarca sözde dine paralel olarak kaleme alınmış, adaleti (!) sağlamaya yönelik, insanlar arası ilişkileri düzenleyen yazılı kanun maddeleridir. Mahkemeler buna göre açılır, insanlar buna göre suçlanır veya beraat eder.

Beşeri hukuk mutlaka ilahi hukuka uygun olmak zorundadır ki adalet sağlanabilsin ve hak geçmesin. Çünkü hak yemek bu dünyada yapılacak en kötü şeydir ve şirk kadar karanlığa mahkûm edicidir. Beşeri hukukun, üstü, diğer milletlere göre yazılmışı, zaman içinde değişmişi, ticarisi, askerisi…vardır. Binlerce kanun maddesi ve fıkrası ve bendi vardır.

İlahi hukuk herkesi kapsarken, beşeri hukuk sadece ait olduğu toplumu, zamanı ve yeri kapsar. Beşeri hukukun tek gayesi ilahi adaletin sağlanmasına yardımdır. Bu kuralları yazanlar, hayata sokanlar, uygulamaya koyanlar, takip ve icra edenler hep bu ilahi iradenin teminini gözetmek, beşeri hukuk yetersiz kalıyorsa takviyeler yapmak zorundadır ki bu sayede ilahi adalet tecelli edebilsin. Öte yanda şeytanlar ve gafiller vardır ki hukuku silah olarak kullanır ve gayeleri ilahi iradenin tecellisi değil menfaatlerinin tahakkukudur. Dünya tarihi hukuku kral, kilise, hükümdar ve firavunların kendi isteği doğrultusunda kullandıkları örneklerle doludur.

Yeryüzünde bugün yaşanan huzursuzluklar, bozgun ve savaşlar işte milli ve uluslararası hukukun bu kötü emellere olan zaafı neticesinde veya bizzat kötülüğe hizmet için geldiği, getirildiği nokta nedeniyledir. Siyonizm ve Yahudiliğin kılıcı altında insanlara daha iyi yaşam sürdürecek ortamı sağlamaktan uzak bu beşeri hukuk sistemi insanlığı kaosa ve haksızlığa iter haldedir.

Kural basittir önce kanunun yap, oyla ve tatbike geçir. Sonra kitlelere bununla güç kullan ve kendi istediğin istikamete sok. İlahi adaleti ve hukuku gözetmeyen bu art niyetli yaklaşım adaleti asla sağlayamadığı için de huzursuzluk ve kaos dünya üzerinde hiç eksik olmamaktadır.

İnsanlar ve toplumlar yazılı beşeri hukuk ne derse desin önce ilahi hukuka, ilahi adalete boyun eğmek, yazılı beşeri hukuk ne derse desin önce ilahi hukuka göre yaşamak zorundadır. Ortalama 65 yıllık bir dünya hayatı için belki yüzbinlerce yıl sürecek ahiret hayatının terki işte bu ilahi hukuk yerine beşeri hukuka göre yaşamaktan kaynaklanır.

Kul, Rabbimiz Allah’ın emir ve yasaklarını hayata sokmak, buna göre yaşamak ve güzel insan olmak zorundadır. Hukuk kendisini cezalandırsa da, aklandırsa da gerçek mahkeme ahiret yurdunda kurulacaktır. Nihai karar oradadır. Yani hukuk diliyle söylersek burada beşeri hukukun verdiği tüm kararlar ön karardır ve aslen yaptırımı yoktur. Oradaki ilahi mahkeme ise hesap ve mizan şeklinde cereyan edecek olup zerre haksızlığa yer olmayan, % 100 adil bir mahkemedir ki asıl suçlu ve masumlar orada belirlenecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

İnsan, beşeri hukuka güvenip, ondan güç alıp, onu silah olarak kullandığı sürece ilahi hukuk önünde mahcup olmaya mahkumdur. Ahiret yurdunda yüzleri gülecek olanlar; beşeri hukuk zindanlara atsa bile hesap ve mizan günü aklanacak, dünyada beşeri hukuk ile yenen hakkını geri alacak, temiz-dürüst ve doğru olanlardır.

Beşeri hukuk sanık sandalyesine oturttuğu masum bedenler, ahiret yurdu mahkemesinde, beşeri hukuku kullanarak kendisine zulmedenlerden hakkını ziyadesiyle geri alacağı için de inşallah cennetlerin daha üst mevkilerinde kendilerine yer bulacaktır.

Beşeri hukukun ilahi hukuk ile paralel kılınması Müslüman devletlerin ilk gayesi olmak zorundadır. İman etmiş, Allah’a teslim olmuş kullardan oluşan İslam ülkelerinin ilahi iradeyi egemen kılmaktan başka heves ve arzusu olamaz, olmamalıdır.

Beşeri hukuk kullara, paraya, silaha değil Rabbimiz Allah’a teslim olmalıdır. Beşeri hukuk siyonizmin bir silahı değil Rabbimizin keskin kılıcı olmalıdır. Beşeri hukukun; yasa koyanı, yasa yürüteni, yasanın yürütüldüğünü kontrol edeni, mahkeme heyeti, mübaşiri, katibi… adil, dürüst ve merhametli olmalıdır.

Vicdanlar verilen hüküm sonrası ferahlamamış ve hala kanıyorsa ilahi hukuk tecelli etmemiş demektir. Mahkeme salonundaki herkes karardan sonra evine giderken içi huzur dolu değilse adalet tecelli etmemiş demektir. İnsanın kul olarak görevi beşeri hukuk affetse bile ilahi hukuk adına “Ben Allah’tan korkarım” diyerek suçunu itiraf etmektir. İnsan, bir masum suçlanır ve zindana atılırken kalbi acıyandır.

Beşeri hukuk sanıldığı gibi muzaffer ve egemen olabilseydi dünya bugün bu halde olmazdı. kan ve gözyaşının sebebi beşeri hukukun ilahi hukuka riayet etmemesidir. Bunun özeti ise şudur; suçlanacak nefis, kötülük ve şeytan, beraat edecek masumiyet ve hakkaniyettir. Bu sağlanırsa; adalet tecelli eder ve dünya yaşanacak yer olur, kan ve gözyaşı biter, Siyonizm yılanı yaşama imkanı bulamaz. Bu sağlanamazsa; insanlık her geçen gün daha karanlıklara mahkûm olur, kalpler kararır, ahiret sorgusu zorlaşır ve Rabbimizin dünyaya bahşettiği rahmet ve merhamet azalır.

Din, iman, ibadet ve ahlak adına her ne varsa ancak adaletle yaşayabilir. Vitamin veya ilaç gibi etki eden bu vasıflar olmadan insanlar, toplumlar zamanla zayıflamaktan, hasta olmaktan ve kahrolup ölmekten asla kurtulamazlar. Hukuk adaleti sağlayamıyorsa hiçbir şeydir! Ve adalet; herkese, her zaman ve her yerde lazımdır! Beşeri ve ilahi hukuk

kaynak: iman ilmi hali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Beşeri ve ilahi hukuk

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ