e
sv

Bünyamin Kapıcıoğlu Kimdir? | Blog, Öykü, Şarkı Sözü, Reklam Yazarı

Blog, Öykü, Şarkı Sözü, Reklam Yazarı, Bünyamin Kapıcıoğlu Sorularımı yanıtladı. Değerlendirmeleri, ipuçları ve yorumlarıyla yazar adaylarına rehber oldu. Bu güzel ve anlamlı röportajı benimle yaptığı için kendisine canı gönülden teşekkür eder, başarılının devamını dilerim. İyi ki varsın, iyi ki aramazdasın. 😊
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 2

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

“Konuyu blog yazarlığıyla sınırlandırmayalım. Yazar olmak isteyen veya “acaba benden yazar olur mu?” diye merak eden herkese yardımcı olmaya çalışayım; başarabilirsem.”

Bünyamin Kapıcıoğlu

 “Bence, eğer bir içerik üreticisiysek, sosyal medya hesaplarımızın öznesi kendimiz değil; içeriklerimiz olmalıdır…”

Bünyamin Kapıcıoğlu

Bünyamin Kapıcıoğlu Sorularımı Yanıtladı

Merhaba Rıfat. Yazılarıma olan ilginden ve tanışma isteğinden mutluluk duydum. Teşekkür ederim. 😊

Yazılı olarak ilettiğin sekiz soruyu, okurlarını sıkmadan, tek seferde yanıtlamak isterim. Mesela birinci soruyu direkt pas geçmem gerektiğine inanıyorum çünkü bu tür PR sorularıyla ne ben, ne de okurların ilgilenmeyecektir. Haklılar. Hepimiz, okuduğumuz içeriklerde, kendimizden bir şeyler aramaz mıyız? Kendimizle bağdaştırmaya çalışmaz mıyız? O yüzden, benim kim olduğumu değil; yazılarımın kimlere hitap ettiğini tartışmakta fayda görüyorum.

Blog ile tanışmam, takribi 2005 yılında oldu fakat yazmaya blog ile başlamadım. Mesela, ilkokul 3. sınıfta, bildiğimiz kurşun kalem ile roman yazmaya kalkışmış hatta yazmıştım. Kayda değer bir roman olmasa da, kitaba dönüşen o defteri kaybetmiş olsam da bundan bahsetmemin nedeni, yazı yazmaya her zaman ilgim olduğunu hatırlamak, hatırlatmak içindi. Belki, bu röportajı okuyanlar arasından birileri için bu bir işaret olabilir değil mi? Belki şuradan, “Aslında ben de çocukken yazı-kompozisyon yazardım, çok severdim” diyen birkaç okur yakalasak, kalem açacağını eline almasını ve ucu körelmiş kalemini yeniden açmasını sağlayabiliriz.

Bana en çok gelen sorulardan biri: Ben de blog yazabilir miyim?

Konuyu blog yazarlığıyla sınırlandırmayalım. Yazar olmak isteyen veya “acaba benden yazar olur mu?” diye merak eden herkese yardımcı olmaya çalışayım; başarabilirsem. Bu sayede beşinci soruyu da yanıtlamış sayılırım bence 😋

Mesela bir önceki paragrafta, çocukken de yazı yazmayı sevdiğimi ve yazdığımı belirttim. Hepimizin, bu soruya vereceği kendi cevabı, önemli bir ipucu olabilir. Elbette tek kıstas bu değil. Bugüne kadar hiç yazı yazmamış olmasına karşılık, içerisinde büyük bir potansiyel barındıran okurlar yok mudur? Bence vardır. O yüzden, yazıya ilgisi olan herkesin denemesini öneriyorum. Bir blog sitesi açıp denemek, hiç de zor değil. Yine de ben, ipucu olabilecek bazı maddeler belirlemiştim. Kendi blog sayfamda, bu soruyu yanıtlarken kullandığım ipuçlarını alıntılayıp senle – ve okurlarınla-paylaşmak istiyorum:

Blogger veya daha genel tanımıyla yazar olmak isteyen arkadaşlar, aşağıdaki sorulara verecekleri yanıtları bir ön tahmin aracı olarak kullanabilirler:

  • Mesela, ilkokulda kompozisyonlarıma övgüler alıyor muydum?
  • Dil bilgisi dersleriyle aram nasıldı?
  • Kaç tane denemem var?
  • Ben yazı yazmayı seviyor muyum?
  • Bu güne kadar ne yazdım? Ben, yazı yazıyor muyum?
  • Yazışırken, sesli görüşmelere kıyasla, derdimi daha iyi anlatabiliyor muyum?

Sadece bir tanesine bile “evet” yanıtı verebiliyorsak neden denemeyelim? Üstelik hepsine “hayır” yanıtı vermişsek de denemeye engel değil.

Yine de hepsine “hayır” yanıtı verenler için naçizane bir önerim olacak: Bu işe para kazanma amacıyla başlayanların, zamanla tükenip pes ettiğini görüyorum. Yazmak, diğer işlere nispeten, biraz daha gönül işidir. Tıpkı, hobi gibi. Tıpkı, şarkı söylemek gibi. Eğer bu işten keyif almıyorsanız, vaktinizi ve emeğinizi başka işlere ayırmanızı öneririm çünkü amaç salt gelir elde etmekse eğer, sevmediğiniz bir işten tatmin edici miktarda gelir elde etmenizin çok zor hatta çileli bir iş olacağını hatırlatmak isterim.

Şahsen blog yazma isteğim de, şarkı sözü yazma isteğimde hep içsel tatmin ihtiyacımdan doğup zamanla gelir kaynağına dönüştü. Fakat gelir elde etmesem de bu içerikleri üretmeye devam ederim. Tuttuğu balıkları eşine dostuna veren bir spor balıkçısı için balık tutmak ne kadar keyifliyse, benim için de yazı yazmak o kadar keyifli. 

Bence, buraya kadar ilk beş soruyu cevaplamış/tartışmış olduk. Son üç soruyu da kısaca tartışalım:

Reklam metinleri, saniyeler içerisinde tüketicinin dikkatini çekmesi gereken metinlerdir. Dolayısıyla reklam metni yazarken, blog yazmaktan çok daha farklı teknikler uygulamak gerekiyor. Elbette kendi örneklerimi paylaşabilirim ama her markanın özel çözümlere ihtiyacı olduğu için, vereceğim örnekler, şu an bu yazıyı okuyanların pek işine yaramaz. Onun yerine, en sık yapılan hatalardan bahsetsem daha faydalı olabilir.

😉 İpucu1: Örneğin, reklam metnine “siz değerli müşterilerimiz için…” kalıbıyla başlayanları büyük bir hatanın içinde görüyorum. İyi bir reklam metni, müşteriye yalakalık içermez!

😉 İpucu2: Reklamların aslında sevilmeyen içerikler olduğunu unutanları, büyük bir hatanın içinde görüyorum. Reklamların genellikle sıkıcı ve araya giren (bölen) içerikler olduğunu hatırlarsak, mümkün olduğunca merak uyandırıcı, vurucu ve kısa metinlerden (ya da görsel öğelerden) oluşması gerektiğini de unutmamış oluruz.

😉 İpucu3: Her reklamda, reklama egemen olan bir öğe olması gerektiğini unutanları da yine büyük bir hatanın içinde görüyorum. Tanıtımı yapılan ürünün onlarca özelliği olabilir ama biz, 3-5 saniyede tüketicinin dikkatini çekmek istiyorsak, 1 özelliği, faydayı ve çözümü ön plana çıkarmalıyız. Bir reklam içeriğinde onlarca öğe aynı anda, aynı önem sırasıyla sunulmamalı. (İstisna içerikler olabilir. Genelleme yapıyorum.)

Bence bu kadar ipucu, bu röportajın konusu için yeterli. Okurları sıkmadan toparlayalım Rıfat. Ne dersin? 😊

Blog sitelerimin, gelecekteki tasarımı ve konsepti hakkında bir planım yok; prensibim var yalnızca: Sadelik…

Sosyal medya yönetimi hakkında tavsiyem ise mutlaka bir konsept belirlemek ve o konsepte uygun paylaşımlar yapmak. Denediğimiz konsept başarısız olursa başka bir konsept deneyebiliriz. Bu, doğaçlama ve plansız paylaşım yapmaktan daha etkili bir yöntem bence. Tabii, yine takipçilerin tercihine kalmış bir konu olsa da ben, sosyal medya hesabında sürekli kendi fotoğrafını paylaşan içerik üreticilerini takip etmiyorum. Eğer bir içerik üreticisiysek, sosyal medya hesaplarımızın öznesi kendimiz değil; içeriklerimiz olmalıdır, diye düşünüyorum. Ara sıra kendi fotoğrafımızı veya anılarımızı paylaşarak, sayfamızın bir robot tarafından değil; duyguları olan bir insan tarafından yönetildiğini hatırlatmış oluruz. Bence bu makul bir davranış ama dengesini iyi ayarlamak gerekiyor.

Röportaj için teşekkür ederim. Keyifli bir sohbet oldu. 😊

Bünyamin Kapıcıoğlu’na Sorduğum Sorular:

  • Bünyamin Bey sizi, sizin cümlelerinizle tanıyabilir miyiz?
  • Blog ile nasıl tanıştınız?
  • Blog dışında Öykü, Reklam, Şarkı Sözü Yazarı paylaşımlarından kısa alıntılar ekleyebilir misiniz?
  • Yazar olmanın ve hala hazır da yazmanın sizin hayatınızdaki anlam ve önemi nedir?
  • Yazar olmak isteyen yazar adaylarına görüş, öneri ve deneyimlerinizi yazabilir misiniz?
  • Özgün reklam ve proje çalışmalarınız hakkında bize bilgi verebilir misiniz?
  • Web sitenizin daha ilerisi hakkında oluşturmak istediğiniz tasarım ve yeni akımlar var mı?
  • Sosyal Medya yönetimi hakkında deneyimlerinizi paylaşabilir misiniz?

Saygılarımla
Bünyamin Kapıcıoğlu
www.hizliadam.com
www.miskinadam.com

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Bünyamin Kapıcıoğlu Kimdir? | Blog, Öykü, Şarkı Sözü, Reklam Yazarı