e
sv

Çin ve Rusya’nın zulüm yarışı

Dünyanın gözü bu utanca kapalı... Doğu Türkistan’da milyonları işkence kamplarına kapatan Pekin’in, dışarıdaki Uygurları da ‘tasarlanmış yalanlar’ söylemeleri için hapisle tehdit ettiği ortaya çıktı. Uluslararası hukuku çiğneyerek işgal ettiği Kırım’da şafak baskınları yapıp Kırım Türklerini ‘Beyaz Toroslara’ bindiren Moskova ise ünlü Tatar tarihçinin arşivine el koydu. Çin gibi kültür soykırımını hızlandırdı.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Sakal bıraktı, namaz kıldı diye üç milyona yakın kişiyi eğitim adı altında kamplara alan Çin, zulüm çemberini genişletiyor. Yabancı gözlemcilere ‘Her şey yolunda’ demeleri için Uygurları kampla korkutuyor. Her kurala uyan ‘model vatandaşların’ da kurtulamadığını Türkiye’de yaşayan Dilara’nın sözleri ortaya koyuyor: Bir yıl yanımızda kalan annem dönüşte ‘yeniden eğitilmesi gerekiyor’ denilerek kampa konuldu.

TÜRKİYE DÖNÜŞÜ ‘EĞİTİLMELİ’ DENİLEREK KAMPA KAPATILDI

Çin vahşeti sürerken Rusya da Kırım’da ‘Türkistan modelini’ uyguluyor. Hukuksuzca işgal ettiği Kırım’da Müslümanları hiçbir gerekçe göstermeden gözaltına alıp baskı kuran Federal Güvenlik Servisi, son olarak 7 adrese daha baskın yaptı. Evine girilen ünlü Tatar tarihçi Şükri Seytumerov, tüm arşivine el konulduğunu söyledi. “Belgelerde Kırım Hanlığı vakıflarının belgeleri vardı. Tarihimizi fakirleştirmeye çalışıyorlar” dedi.

Çin’de Dilara adlı Uygur kadının hikayesi ‘model vatandaş’ kriterlerine uyanların bile toplama kamplarından kurtulamadığını gösterdi. Çinli yetkililerce ailesi örnek gösterilen Dilara Türkiye’ye taşınınca iş değişti. Onu ziyarete gelen annesi Çin’e dönüşünde ‘eğitime’ alındı. Rusya’nın işgal ettiği Kırım’da ise Tatarların evlerine baskın düzenlendi. Tarihçi Seytumerov’un arşivine el konularak bir halkın hafızası gasp edildi.

Doğu Türkistan’daki Uygurlar ve Kırım Tatarlarına yönelik baskılara her geçen gün yeni örnekler ekleniyor. Türkiye’de yaşayan Dilara adlı bir Uygur kadını ve ailesinin başına gelenler, Çin’in ‘model vatandaş’ kriterlerine uyan Uygurların bile toplama kamplarından kurtulamadığını gösterdi. Guardian gazetesinde yer alan haberde, son derece iyi Çince konuşan Dilara ve tüm ailesinin “model vatandaşlar” oldukları kaydediliyor. Başkent Urumçi’deki bir devlet kuruluşunda çalışan Dilara’nın annesinin, neredeyse tamamen Han Çinlilerinden oluşan okulda birinci gelerek bu işe girebildiği belirtiliyor. Ancak Dilara 2015’te eşiyle birlikte Türkiye’ye taşınınca işler tersine döndü. Annesi gelip, bir yıl boyunca yeni doğan torununa bakmak için kızının yanında kaldı. Ama 2018 başlarında Çin’e geri döndüğünde “eğitilmesi” gerektiği söylendi. Pasaportuna el konuldu ve yaklaşık bir yıl boyunca bir kampta tutuldu. İnsan hakları savunucuları bu kamplarda bir soykırım yapıldığını söylüyor. Uygur erkekler hapiste ya da çalışma kamplarında tutulurlarken, camiler ve dini mekanlar yıkılıyor. Uygur kadınlar kısırlaştırılıyor. Kamplarda tutulan birçok kişinin, Dilara’nın annesi gibi, iyi gelir elde ettikleri işlerde çalışan, eğitimli Uygurlar olduğu söyleniyor. Çinli yetkililerin ayrıca, Uygur Türkleri’ne yabancı gözlemcilere verecekleri yanıtlar konusunda da baskı yaptığı ortaya çıktı. Gulja şehrinin Suidong kasabasında, yetkililerin aile planlaması için bir yabancı gözlemci heyetin ziyarete geleceğini duyurarak, Uygur Türklerini sorulan sorulara nasıl cevaplayacakları hakkında eğittiği ve yanlış cevapladıklarında “eğitim” için toplama kamplarına götürüleceği tehdidinde bulunduğu ortaya çıktı.

Rusya da işgal altında tuttuğu Kırım’daki uygulamalarıyla Çin’i aratmıyor. Kırım Haber Ajansı’nın haberine göre 11 Mart 2020 tarihinde Bahçesaray bölgesinde, 7 Kırım Tatarının evinde arama yapıldı. Aramaların yapıldığı evlerden biri ünlü Kırım Tatar tarihçi Şükri Seytumerov’un eviydi. Arama sonrasında tarihçinin iki oğlu Osman ve Seytumer alıkonuldu ayrıca evde bulunan tüm telefon, bilgisayar ve flaş belleklere el konuldu. Şükri Seytumerov, “Flaş belleklerin çoğu Bahçesaray anıtlarının tarihi ile ilgili toplanan malzemelerdi. Bizim tarihimizin sadece Hansaray ve bir iki yerde ayakta kalan türbelerden ibaret olmadığını anlatmak istiyorduk.” dedi. Seytumerov, “Kırım’ın tarihi ile ilgili bulduğum bilgileri; eski belgeler, kitaplar, kaynakları bir yerde topluyor ve bilgisayarımda dosyalıyordum. Ancak mart ayındaki aramalar sonucunda çalışmalarım işgalcilerin eline geçti. Tüm veriler kaybolabilir. Buna çok üzülüyorum.” diye konuştu.

kaynak: karar

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Çin ve Rusya’nın zulüm yarışı

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ