e
sv

Faizde sene başına döndük ama TL eridi

MB’nin faiz artırma ve BDDK’nın swap kararı sonrası 15 günde üçüncü ‘kuru frenleme’ hamlesi TL faizinin artırılması oldu. Ancak yapısal tedbirlere dayanmayan geçici adımlar TL’deki erimeyi durdurmaya yetmedi.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) uzun bir süredir politika faizini sabit tutuyordu. 8,25 seviyesinde yaklaşık 5 ay seyreden faiz artan enflasyon ve kur sonunda 200 baz puan yükseltilmek zorunda kaldı. Fakat, yaşanan artışa rağmen ne kur durdu ne de TL’nin değer kaybı. Merkez’in faiz artışı kararından sonra 25 Eylül günü kur 7.71 seviyesinden 7.57’ye kadar çekildi. Neredeyse 1 haftalık dönemde 7.55-7.68 civarında seyreden kur yeni ataklardan vazgeçmedi. En son dün dolar/TL 7.95’i gördü. Yıl başında (2 Ocak) fiili faiz yüzde 11,49 seviyesinde idi. 16 Temmuz’da en düşük 7.34 seviyesine inen faiz karşısında kur 6.85 liradan fiyatlanıyordu. Yıl başından 16 Temmuz’a kadar TL yüzde 15’in üzerinde değer kaybetti. En son ise dün Merkez Bankası’nın fiili faizi 11,56 seviyesini gördü. Kur ise 7.95 ile rekor kırdı. Yılın ilk 9 aylık döneminde TL’nin değer kaybı yüzde 34’e yaklaştı. Böylece düşük faiz döneminde kur en büyük hasarı almış oldu. Faizler indikçe hem TL kaybetti hem de enflasyon arttı. Öte yandan Merkez Bankası da fiili faizde yıl başına geri döndü.

Ekonomist Mahfi Eğilmez’in kendi bloğunda kaleme aldığı yazısında ‘faiz arttığımız halde dolar kuru niye düşmüyor?’ sorusunu sordu. Cevabını da kendi veren Eğilmez “Bütçe açığımız büyüyor. Dış borçlarımız yüksek. Enflasyon yüksek. Cari açık artmaya başlıyor. Döviz ve altın rezervleri yeterli değil. Merkez Bankası’nın bağımsızlık sorunu. Uluslararası ilişkiler. Yüksek CDS’ler. Hukuk, şeffaflık, piyasa aktörleri hepsi durumun farkında. Bütün bunları düzeltme yolunda da bir girişim yok. Bu durumda faizi artırsak bile TL’nin değer kaybetmesine şaşırmamak lazım. Çünkü bilim, bütün bunların olduğu yerde ülke parasının değer kaybedeceğini söylüyor” dedi. Mevsimsel etkiye rağmen enflasyonun yükselmeye devam etmesi, kamu bankalarının yanı sıra Merkez Bankası’nın dövizi frenlemek için sürekli olarak döviz satması sonucu rezervlerinin eksiye geçmesi, 400 milyar doların üzerindeki dış borç, korona salgını ve özellikle Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim gibi uluslararası ilişkilerdeki yükselen tansiyon, döviz kurlarının yükselmesinde etkili oluyor. Korona salgını dolayısıyla yabancı turist sayısındaki büyük düşüşe bağlı olarak, döviz girdisinin azalması da bir başka etken. Gelişen ülke para birimleri karşısında negatif ayrışmaya devam eden TL için JP Morgan ABD seçimlerine dikkat çekti. Morgan, ABD başkanlık seçimlerine ilişkin raporunda Joe Biden’ın başkanlığından en olumsuz etkilenecek para birimlerinin Türk Lirası ve Rus Rublesi olacağını öngördü. Reuters haber ajansı, para piyasası traderlarının yaptığı hesaplamalara göre Merkez Bankası ve kamu bankalarının 2019’un başından bu yana TL’yi desteklemek için piyasaya yaklaşık 110 milyar dolar sattığını aktarıyor.

610 MİLYON DOLARLIK YABANCI SERMAYE GİRİŞİ

Bloomberg, Merkez Bankası’nın politika faizini 200 baz puan artırma kararı sonrasında, 2 Ekim haftasında TL cinsinden varlıklara 610 milyon dolarlık yabancı sermaye girişi olduğunu belirtti. Bu, 2018 Ocak ayından bu yana haftalık en yüksek yabancı girişi. TL varlıkları yabancı yatırımcı ilgisinin devam edip etmeyeceği ise şüpheli. Türkiye piyasalarında volatilitenin son günlerde yeniden arttığına dikkat çeken Medley Global Advisors’dan Nigel Rendell Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “TL varlıklara yatırım sadece cesurların işi” dedi. Bölgedeki jeopolitik gelişmelerin TL’yi etkilediğini belirten Bloomberg, riski artıran üç gelişmeye dikkat çekti: Azerbaycan-Ermenistan savaşı, S400 füzelerinin testi ve Doğu Akdeniz’deki sondaj gerginliği. Türkiye’nin, Rusya’nın müttefiki Ermenistan karşısında Azerbaycan’ı desteklediğini ifade eden Bloomberg, S400 füzelerinin test edileceği haberlerinin ise ABD’nin şikâyetine yol açtığını kaydetti. Doğu Akdeniz’deki sondaj geriliminin de Türkiye’yi AB üyesi Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile karşı karşıya getirdiğini belirten uluslararası haber ajansı, bu gelişmelerin TL üzerinde baskı oluşturduğu görüşünü savundu. TL’de son günlerde yaşanan değer kaybına dikkat çeken Nigel Rendell “Türkiye’ye yatırım yapanların şu anda kuşku duyuyor olabilir” dedi.

VERİLEN FAİZ YÜKSELTİLİYOR

TCMB swap işlemlerinde kullanılan Türk lirası faizini yüzde 11,75’e yükseltti. Merkez Bankası, TL faizini yüzde 10,25’ten yüzde 11,75’e çekti. Ata Yatırım Direktörü Cem Tözge, atılan bu adımın önümüzdeki dönemde ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin (AOFM) daha yukarı çekileceğinin sinyali olabileceğini söyledi. Faizdeki artışın, Merkez Bankası ile Türk bankalarının taraf olduğu swap işlemlerle TL’ye verilen faizin yükseltilmesi anlamına geldiğini belirten Tözge “Merkez Bankası giderek piyasa faizini yüzde 11,75 ve üzerine çekmeye çalışıyor. Bu adımın ardından önümüzdeki hafta TCMB’den bankalararası işlemelerde işlem limiti kısıtlama ve gecelik fonlama tutarında miktar azaltımı adımlarını görebiliriz” diye konuştu. Tözge, mekanizmanın işleyişe ilişkin ise bankaların elindeki doları genellikle TCMB’ye verdiğini, karşılığında TL aldığını ve dönem sonunda da işleyen faizle hesabın kapatıldığını dile getirdi. Reuters’a konuşan bankacılar bu adımı, TCMB’nin repo piyasasındaki sıkılaştırmasını, bir diğer fonlama alanı olan swapa da taşıyarak sıkılaştırmayı güçlendirmesi olarak değerlendirdi. Ayrıca yapılan artışın bankalardan alınan swap dövizinin düşük faiz gerekçesi nedeniyle geri istenilmesin diye yaptıkları belirtildi.

YENİ REKOR 7.96 LİRA

Döviz kurlarındaki rekor yükseliş haftanın son işlem gününde de devam etti. Önceki gün dolar/TL 7.94, euro/TL 9.34 seviyesi üzerine çıkarak rekor tazeledi. Günlük kapanışı zirveden yapan döviz kurları dün de yeni rekor seviye yükselmeye devam etti. Günün ilk yarısında dolar kuru 7.96’ya yaklaşarak tekrar rekor tazelerken diğer döviz kurları da zirve seviyeyi yeniledi. Ons altın yeniden bin 900 doların üzerine çıkması ve dolar kurundaki atakla gram altının da 488 TL rekor seviyeyi tekrar test etti. Yaz dönemi boyunca negatif ayrışan TL’deki fiyatlama Eylül ayında iyice bozuldu ve Ekim ayının ilk haftasında da TL, küresel fiyatlamalardan negatif ayrılarak en çok değer kaybeden gelişen ülke parası oldu. TL’deki değer kaybında son haftalarda artan jeopolitik risklerin etkisi yüksek olurken YEP hedeflerinin aşılması, cari ve nakit dengesindeki açık ile enflasyonun da son çeyrekte yükseleceği beklentileri ekonomik riskler olarak baskıyı artırıyor.

‘SIKILAŞMA ADIMLARI DEVAM EDEBİLİR’

TCMB’nin swap işlemlerinde kullanılan TL faizini yüzde 11,75’e yükseltmesi kararını Bloomberg HT televizyonuna değerlendiren Ünlü Portföy Yönetimi Genel Müdürü Altuğ Dayıoğlu, önümüzdeki dönemde TCMB’nin bu sıkılaştırma adımlarına devam edeceğini düşünüyor. Merkez Bankası’nın yapmış olduğu hamleler sonrası geçtiğimiz iki hafta içinde piyasalarda pozitif portföy yatırımları görüldüğünü belirten Dayıoğlu, “Doların güçlenmediği bir ortamda TL’nin değer kaybetmesi ayrı bir soru işareti. TL, uzun zamandır en hızlı değer kaybeden para birimlerinin başında geliyor” dedi. Dayıoğlu’na göre hem faiz artışı hem de jeopolitik gerginliklerin sona ermesi tansiyonun düşmesinde faydalı olabilir.

KARAR LİRA İÇİN POZİTİF

Reuters’a konuşan bir banka çalışanı, “TCMB’nin fonlama kompozisyonuna bakıldığında 225-250 milyar TL arasında tutar, repo gibi açık piyasa işlemleri ile gerçekleştiriyor. 300-350 milyar TL ise swap yoluyla sağlanıyor. Yapılan repo piyasasındaki fonlama maliyeti artışının swap piyasasına yansıtılması. Bankanın 21 Ağustos ve 25 Eylül’de de ilgili fonlama maliyetini yukarı taşındığını görmüştük. Bu son adımı, bankanın tüm fonlama kanallarına sıkılaştırmayı taşıması olarak özetleyebiliriz. TL için pozitif bir adım” dedi.

kaynak: karar

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Faizde sene başına döndük ama TL eridi