e
sv

Hastalık yapan mikrop değildir

avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

İnsan, doğumla ecel arası zamanı ecel diye yaşayan, doğumuna da eceline de meleklerin şahitlik ettiği topraktan yaratılmış varlıktır. Aynı insan bir damla sudan ve bindir hikmet ve ilimle hayat bulan, bir anlık dokunuşla eceli görendir.

Doğum, kademelerle gerçekleşen, bin bir sırra gebe, mucizevi bir oluştur ki bir damla sudan bir insan yavrusunun hayata gelmesi dahi kulun iman etmesi için yeterlidir. Keza bu mucizevi insanın her türlü kabiliyete sahip olarak yıllarca çeşitli zor şartlar altında yaşaması ve nihayet ecele teslim olması da bir mucizedir. O insanın vefat ettikten sonra bir etten farksız olması da, toprağa girdikten sonra kısa sürede çürümesi de mucizedir.

Şifa veya sağlık işte bedendeki tüm bu işlev, uzuv ve sıvıların mükemmel uyumla çalışması, hatasız devamıdır. Yaratılışta bir kusur yoktur ve özürlü doğan bebeklerin de, sağlığını kaybeden insanların da, ecele teslim olanların da bir hikmeti vardır ama bu hikmet bizlere malum değildir.

Düşünelim ki; bebek anne karnındadır ve ilk başta bir damla su ve sonra tek bir hücre olmuştur. Sonra bu hücre birken iki, ikiyken üç ve nihayet bir milyarlara varmıştır. İş bu kadarla da kalmaz o dokuz aylık sürede hücrelerin nereye, ne maksatla, ne zaman gideceğine de karar veren birileri olmalıdır ki hücrelerin tamamı doğru yerleşebilsin ve ortaya mükemmel bir bebek çıkabilsin. Tüm sistemler çalışmalı, tüm sinirler faal olmalı, zihin ve hafıza sorunsuz olmalı, göz bilmem kaç megapiksellikte, kulak bilmem kaç desibelde görev yapmalı, sindirim, solunum, boşaltım, dolaşım sistemleri vukuatsız çalışmalıdır.

Doğumdan sonra da bu iş devam etmelidir ki neredeyse her ay bebek on samtim kadar büyürken bedensel ölçüler değişmemeli, sistemler aksamamalı, gerekli su, kan, hormanlar depolanmalı ve gerekli organlara tahsis edilmelidir. Gözlerin rengi, tenler, kıllar, saçlar, kaşlar, ses tonları aylar geçtikçe değişmeli ama mesela parmak izi aynı kalmalıdır.

Tüm bunların rastgeleliği mümkün olamayacağına göre de bir usta sanatçının eli ve ilmi var demektir, o hücreler emir dinliyor ve görev yapıyor demektir, sağlıklı olmak için sayısız varlık (melek) görev yapıyor veya bizzat et ve kemikler kendileri vahye uyuyor demektir.

Hastalık durumunda ise sistemin tam tersine çalıştığı söylenebilir ki ilk komutu alan yine tek bir hücredir. Belki ezelden belki o anda alınan emre göre önce tek bir hücre hasta olur, sonra yanındakine bulaştırır, sonra diğerine ve bir anda ağrı, kanama veya kramp oluverir. Doktorlar bakana kadar da o hastalık mesela bir organı tamamen sarıverir. Tedavi sürecinde ise ilaçlar, film ve müdahaleler o hücrelere erişemeyeceği için prganla uğraşır ve en son çare o organ sökülüp çıkartılarak çare aranır.

Hasta yeniden iyileşecekse yine egemen hücre emri alır, diğerlerine duyurur, hücreler sırayla iyileşir ve normale döner. Hasta sağlığına kavuşur ve taburcu olur.

O halde Yaratan, sağlıkla büyüten, hasta yapan, tekrar sağlıklı kılan kimdir?

Peki o halde yaşamı bahşeden ve eceli emreden kimdir?

O hücrelere vahyi veren, sonucu dilediği gibi değiştiren kimdir?

Cevap elbette Yüce Allah’tır.

Tıbbın hizmetlerini göz ardı etmek haksızlıktır ama ecel Allah aksini dilemedikçe geciktirilmez. Tıbbın tüm gayretleri ameli duadan veya tevekkül öncesi gayretten ibarettir ve sonucu belirleyen Yüce Allah’tır. İnsanoğlu bu alanda hiçbir başarıya imza atamaz çünkü kudret ve ilim sadece Allah’ındır.

Şifayı veren, hasta yapan Allah olduğuna göre de hastalık yapan mikroplar değil ilahi nizamdır.

Burada bir dip not geçmek mümkündür ki temiz ve helal olmayan mekan, iş ve gayretlerde ömür tüketenler, bedene zararlı yiyecekler tüketenler, organik olmayan plastikimsi gıdalarla toplumu zehirleyenler, intihar edenler gibi istisnalar bu nizam dışındadır, isyandır, inkardır, insan eliyle zulümdür. Yani bile bile bedene eziyettir. Bu zulmün sonucu engelli doğan bebelerin, hastalık kapanların, uzuv kaybedenlerin vebali bu yüzden insanadır ve Allah asla zulmetmez.

Öte yandan hastalıklar, şifalar, engelli kalmalar veya uzuv kaybetmeler dahi sınavın bir parçasıdır ve denilebilir ki ahiret yaşamında engelli olmayacaktır. (Doğrusunu Allah bilir.)

Yukarıda anılanlar ilahi nizam ve ilmin izahıdır ve sadece bu şifa ve hastalık hususu bile Allah’a iman etmek için yeterlidir. Yaratışı yapan O, yaşatan ve öldüren O’dur.

Hastalığı pislikten, şifayı ilaçtan bilenlerin yukarıdaki izahı yeniden okuması lazım gelir ki doğum denen mucizevi olay burada anılmayan daha nice sayısız mucize iledir.

Bizler, anne ve babamızı seçme şansına sahip değiliz. Ecelimizin zaman ve yerini de bilemeyiz. Ama doğduğumuza göre sınava tabiyiz ve ecele kadar da yaşamakla mükellefiz. Bu mecburiyet dahilinde de rastgele veya sorumsuz değil, nizama uygun, akla ve kalbe paralel, din ve imanla yaşamak zaruretindeyiz. Çünkü Yüce Allah’a çok önceden veya en geç doğum öncesi anne karnındayken söz verdik, doğmakla bu sözü yerine getireceğimize taahhüt ettik ve imana mecbur hayat yaşamayı kabul ettik.

İman ve sınav, işte bu söze sadakat testidir.

Ecel yakın, kıyamet çok uzak değil, ahiret hak ve sonsuz hayat gerçektir.

Hastalığı da, şifayı da yaratan, dünyayı ve kainatı da, beden ve tabiatı da yaratan, her şeye bir ölçü ve nizam veren sadece Yüce Allah’tır.

O halde iman etmek de zor değildir, hayal değildir, aksi düşünülemeyendir.

İsyan ve inkar, neticede küfür ve şirk bu yüzden zulümdür ki tüm bu kerameti ya (haşa) Allah’tan alarak veya (haşa) Allah’ın yanısıra bazı varlıklara da paye vererek bölüştürür. Bu zulümdür, büyük zulümdür.

Bu muazzam kainat ve yaratılışın tam ortasındaki insan aciz ama ihtişamlı bir yaşam yaşar ve emanete mirasçı olarak inşallah cennetlere erer. Ama bu mutlu son sadece iman edenler içindir.

İman edemeyenler içinse cehennem mekan olacak ve azap dinmeyecektir. Ve iman iki rekat namazdan ibaret değildir. İman, Allah’a inanmak, güvenmek ve sığınmak, sayısız ayet ve mucizelere şahit olarak başka ilah tanımamaktır. Ve cennetler sadece iman edenler içindir.

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Hastalık yapan mikrop değildir

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ