e
sv

Hayvanlardan alacağımız dersler

Yüce Allah varlıkları; cansız diye bir varlık yaratmamış hepsine bir can, vazife ve ecel tayin etmiştir. Biz insanlar her ne kadar varlıkları canlı ve cansız diye ikiye ayırsak ta cansız varlık yoktur. Bizim cansız dediğimiz varlıkların yaratılışlarını, teşbihlerini, görevlerini okuyarak öğrendiğimiz Kur’an, onların yeryüzüne mirasçı olma sorumluluğu kabul etmediğini, Allah korkusundan titreyerek yuvarlandıklarını bildirerek bu gerçeği bize haykırmaktadır. Daha sayısız örnek vardır ki toprağın hayata gebe kalması bunun en büyük örneğidir.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Yüce Allah varlıkları; cansız diye bir varlık yaratmamış hepsine bir can, vazife ve ecel tayin etmiştir. Biz insanlar her ne kadar varlıkları canlı ve cansız diye ikiye ayırsak ta cansız varlık yoktur. Bizim cansız dediğimiz varlıkların yaratılışlarını, teşbihlerini, görevlerini okuyarak öğrendiğimiz Kur’an, onların yeryüzüne mirasçı olma sorumluluğu kabul etmediğini, Allah korkusundan titreyerek yuvarlandıklarını bildirerek bu gerçeği bize haykırmaktadır. Daha sayısız örnek vardır ki toprağın hayata gebe kalması bunun en büyük örneğidir.

Bizlerin canlıları insan, hayvan ve bitki olarak üçe ayırmış olmamızda aslen kibir ve cehaletimizin bir örneğidir. Nitekim konuşan canlı insan dediğimiz de hayvanların konuşmadığını kabul ederek hataların en büyüğünü hem de en baştan yaparak bilimsellikten aslında ne kadar uzak olduğumuzu da itiraf etmiş oluruz.

Tüm bunlar teknoloji ve medeniyet denilen tek dişli canavarın, şeytanın empozeleridir ve ilahi ilimden nasibini almamış insanlık hala kendi yanlış hipotezleri arasında kıvranmakta, ileri gidememekte ve kalıcı çözümü bulamamaktadır. Çünkü insan, o aşağıladığı bitki, hayvan ve diğer tüm varlıklardan alacağı ders ve yardımlardan uzak kalmaya kendisini mahkûm etmiştir ve tek bacağı olmayan bir kanguru misali çok uzak mesafelere gitmekten aciz haldedir.

Oysa varlıklardan, kainattan, canlılardan özellikle hayvanlardan alınacak sayısız dersi vardır zavallı insanın. Yüce Kur’an, hayvanlardan sayısız örnekler vererek insana yaratılış ile ilgili bir mesaj vermiş, Allah dilediğinde hiçbir şeyin imkansız olmadığını ispat etmiş ve insanlara insan emrine verilmiş tüm mahlukatla ilişkisinin nasıl olması gerektiğini bildirmiştir. Dahası arı gibi kendisine vahyedilen hayvanlardan bahsederek doğrudan ilahi muhataba layık olan hayvanlardan bahsederek tüm kainatın tek bir ilim ve kudret eseri olduğunu ve tek Malikimizin Allah olduğunu ilan ve ispat etmiştir.

İnsanı; cahil, aceleci, zalim, nankör olarak tanımlayan Kur’an hayvanlar için çoğu zaman güzel ve yerinde örnekler vermiş, hadislerinde pek çoğunda hayvanlar iyiliğe misal olarak kullanılmıştır.

Nitekim akıl, ruh ve şuur sahibi insan, tüm öğrendiklerini, kendisine öğretile gelenleri bir kenara koyarak kalp gözüyle kainata bakacak olursa en azından hayvanlar alemine bakacak olursa hakikati görecektir.

Kısa ve basit örneklerle konuyu açarak olursak hem hayvanları bizim tanımladığımız haliyle hayvan olmadığını, hem de bizim şu anki bilimsel tasvirlerimize göre asıl hayvanın ‘insan’ olduğunu da görmüş oluruz.

Söz gelimi;

  • Kainatta hiçbir hayvan kendi cinsinden bir başka hayvanı öldürmez. (Karadul örümcek hariç) Yani insan dışında bir katil yoktur.
  • Hiçbir hayvan ihtiyaçtan fazlası için avlanmaz ve açgözlülük yapmaz.
  • Hiçbir hayvan gelecek için teminatı kendi avlarında görmez, rızkı Allah’tan bekleyerek yarın için “Ya nasip” der.
  • Eşine sadıktır, yavrularını sokağa atmaz, yavruları için canını verir, mücadele eder. Yavrularını hayata alıştırır, hazırlar ve sonra serbest bırakır. Çocuğunu cami avlusuna bırakmaz, gayri meşru çocuk sahibi olmaz, kürtaj yaptırmaz, günah gecelerinin çocuklarını doğurmaz.
  • Hayvanlar, kendisine zararı olmayan hiçbir şeye zarar vermez, tabiatı katletmez, israf ve lükse kaçmaz, hava atma, riya ve gösteriş gibi bir kaygısı yoktur.
  • Hayvanlar kibir, yalan, adilik nedir bilmez.
  • Hayvanlar, bizlerin anlamadığı ve belki hiç anlayamayacağı bir şekilde gün boyu Rabbimizi tesbih eder durur.
  • Hayvanlar, paylaşmayı bilir. En vahşi Afrika topraklarında bile ceylanlarla kaplanların su içme saatleri ayrıdır ve o esnada kimse kimseye zarar vermez, suyu sahiplenmez, diğerlerini açlığa mahkûm etmez.
  • Hayvanlar çevreyi kirletmez, orman yangınları çıkarmaz, toprak elde etmek için içindeki canlılarla birlikte ormanları yakarak milyonlarca canlıyı ölüme terk etmez.
  • Hayvanlar, genetik yapıyla, zehirlerle, bombalarla, hormonlarla uğraşmaz.
  • Hayvanların yuvasını geliştirme gayretleri, daha iyi ve emniyetli yaşam gayesinden başka bir amaç için değildir.
  • Hayvanlar çok katlı, altından ırmaklar akan pahalı konutlar gibi bir hayal kurmaz.
  • Hayvanlar, başkasının namusuna, malına, yiyeceğine el atmaz, hırsızlık yapmaz, bunlar için cinayet işlemez.
  • Hayvanlar, ortaklıklar kurarak soygun çeteleri veya terör grupları teşkil etmez.
  • Hayvanlar silah üretmez, düşman, rakip veya hem cinsini öldürmek için doğal olmayan hiçbir şey kullanmaz.
  • Hayvanlar tuzak kurar ama bu tuzaklar sadece beslenme maksatlıdır.
  • Hayvanlar, kendisini besleyen ormana vefasızlık etmez.
  • Hayvanlar, çalmaz, kamu malına el atmaz, aralarındaki hiyerarşiyi, düzeni, güç dengesizliğini gayri meşru maksatlar için kullanmaz. Karıncanın yeri ayrıdır, aslanın yeri ayrı. Ama gün geldi mi bir sinek koca bir fili öldürebilir.
  • Hayvanlar, ihtiyatlıdır, çalışkandır, ekmeğini taştan çıkarır.
  • Hayvanlar, mirasyedi değildir. Bir yaşa gelinceye kadar anne himayesindeyken ömrünün geri kalanında kendi kazandığını yer.
  • Hayvanlar, uyuşturucu, şarap, esrar gibi şeyler kullanmaz.
  • Hayvanlar, Allah vergisi su, hava, güneş, kumsal, toprak gibi şeyler için para vermez, bu sayılanları hiçbir hayvan gasp ederek diğerlerine para ile satmaya cüret ve cesaret edemez.
  • Hayvanlar, teknoloji ve medeniyet ile zehirlenmediği için fıtratlarındaki hakikate sonuna kadar bağlıdır ve zihinleri kirlenmemiştir, kirletilmemiştir.
  • En tehlikeli ve zalim avcılar … insanlardır. Çünkü insan devasa filleri iki dişleri için, timsahları pahalı çantalar için, kaplan ve tilkileri kürkler için katleder ve bunları yaparken mert değil kahpece davranarak çok uzaklardan ateşli silahlar kullanır.
  • Hayvanlar, hasta olmaz, ilaç kullanmaz, doktora gitmez.
  • Hayvanlar ölürken bile feryat figan etmez, eceliyle kendisine takdir edilen ömrün bittiğini bilir ve yaratılış görevinin sona erdiğini kabullenerek kaderine razı şekilde hayata gözlerini yumar.
  • Hayvanların hiçbiri mesela kırık boynuzu için estetik ameliyat olmayı düşünmez.
  • Hayvanların hiçbiri botoks yaptırmaz, seksi ve güzel görünmek için pahalı parfüm, ilaç ve kıyafetler kullanmaz.
  • Hiçbir hayvan eşi dışında birilerine kur yapmaz, eşinden başkası için süslenmez, flört etmez, karanlık köşelerde oynaşmaz.
  • Hayvanların hiçbirinin Allah’ın yarattığı bedeni değiştirme, daha uzun yaşama, zengin olma, güce sahip olma gibi bir arzusu ve maksadı yoktur.
  • Hayvanlar, okuma yazma bilmeden, diploma sahibi olmadan, genlerinden gelenlerle yaşar ve bebeklikleri daha kısa sürelidir.
  • Hayvanlar, salgın hastalıklar yaratıp, savaşlar çıkarıp, atom bombaları atıp yaşama ihanet etmez.
  • Hayvanlar, tabiatın dengelerine tabi yaşar, bu düzeni bozacak hiçbir şey yapmaz.
  • Hayvanlar para için bedenini, ruhunu, bebeğini, organını satmaz, paraya kul olmaz. Hayvanlar diğer hayvanları ilah edinip Yaratan’ını terk etmez.

…..
Bu örnekleri sayısız kez çoğaltmak mümkündür.

Yüce Allah tüm kainatı, varlıkları ve canlıları insana amade ederek, vahşi hayvanları insanın hizmetine vererek, yabanileri evcilleştirerek, bu hayvanların etinden, sütünden, yumurtasından istifadeyi öğreterek, onların sırtına binip uzak mesafelere gitmeyi sağlayarak insana büyük nimet vermiş, hikmet bahşetmiştir. Yer üstü ve yer altı zenginlikler, akıl ve şuur, eğitim ve tecrübe, kalp ve idrak, teknoloji-ilim – medeniyet … hep iyilik için, güzellik ve insanca, ahlaklı ve kaliteli yaşamak için verilmiş hem birer hediye hem birer sınav sorusudur.

Nimetlerden mutlaka sorulacak olan insan bu sayılanlardan da muhakkak hesaba çekilecektir ve ne ders aldığı, o hayvanlara sevgiyle mi nefretle mi yaklaştığı, onların hizmetlerine karşılık şükredip etmediğinden mutlaka sorulacaktır.

Yukarıdakilere bakılınca insanların tanımladığı şekliyle asıl hayvanın insan olduğu ve aramızda sayısız hayvanın dolaştığı muhakkaktır.

Aramızda dolaşan elbiseli, lüks ciplere binen, zengin ve diplomalı, ağzı güzel laf yapan bu hayvanların, asıl hayvanattan çok daha hayvan olduğu da ortadadır. Çünkü insan leş yiyen, cinsinin kanıyla beslenen, aç gözlü, cahil, nankör, kibirli ve yalancı mahluktur.

Yüce Allah’ın yarattığı insan bu değildir. Hiçbir bebek bu şekilde doğmaz. İnsanı bu tür hayvana çeviren neyse işte o şeytanlardır ve o iş şeytanidir ki tek dişli canavar olan medeniyetin yanlış ve kasıtlı rotası insanlığı yok etmek üzeredir. Şeytan, akılları esir almak suretiyle gerçekleri değiştirebileceği kanaatindedir ve imanı zayıf kullar şeytana yem olmuş haldedir.

İnsan, yaratılış gerçeğine, hakikate dönmek ve sapla samanı ayırt etmek mecburiyetindedir.

İnsana verilen emanetler daha iyi kul olabilmesi ve daha güzel ibadet etmesi içindir. Haksızlık, nankörlük ve zulüm için değildir.

Hayvanlar kadar olamayan insanlara insan demek nasıl zorsa, bu tür hayvanımsı insanlara cennetlerde yer olduğunu söylemek te o kadar zordur.

Allah’ın yarattıklarını, Yaratan’dan ötürü sevmeyenlerden müteşekkil bir insanlık katletmede, zehirlemede, bencillik etmede doğal olarak sakınca görmez lakin o hayvanların hepsi bir can yani emanet taşımaktadır ve emanetin sahibi Allah’tır.

O hayvanlar alemindeki muazzam ibret ve güzellikleri görmemek, en başta akıl ve şuurun hakkını vermemektir ki bu haksızlığın en yücesidir. Onlardaki şefkati, çalışkanlığı, dürüstlüğü, ahlaki yapıyı idrak edememek cehalet ve gaflettir.

Şeytana teslim olamayan hayvanlar aleminde en pis, leş yiyen, kalleş, sinsi dediğimiz hayvanlar bile sadece canlarını korumak, hayatlarını-nesillerini idame etmek ve karınlarını doyurmak için mücadele eder, zehirler, ısırır veya öldürürler. Para için, kadın için ne öldüren vardır hayvanlar aleminde ne gereksiz ve ölçüsüz şiddet kullanan.

Kadere isyan da yoktur, yaratılanı değiştirmeye cesaret ve teşebbüs eden de. Ne yalan vardır hayvanlar da ve nede gösteriş ve riya. Ne ahlaksızlık vardır hayvanlarda ne hırsızlık.

Hepsi, Allah’ın kendilerini yarattığı yapıda, Allah’ın emrettiğini yiyerek beslenir ve yaşarlar. Ne perhiz yaparak kendilerine helal edilenleri haram kılarlar, ne açgözlülük yaparak obez olurlar. Şeytana, kötüye, kötülüğe hiçbiri kul ve köle olmaz.

Çünkü böyle yaparlarsa hepsi bilir ki Allah’ın rahmeti durumundaki su gün gelir tufan şeklinde ecelleri olur. Bilir ki ateş onları da yurtlarını da yakar yok eder. O yüzden hepsi bir şekilde ateşten veya sudan korkar.

Hayvanlar arasındaki muazzam beslenme zinciri yaratılıştan bu yana bir saniye aksamadan muazzam bir şekilde devam ederken, bu dengeyi bozacak en küçük hareketten kaçınırlar. Bitki ve ağaçlarla içiçe olan bu ilahi denge asla bozulmaz. Ama bu dengeyi bozmaya çalışan, haddi ve hakkı olmadığı halde zulme ve haksızlığa yeltenen sadece insandır. Bu yüzden insan leş kargasından daha adi, çakallardan daha aşağılık, yılanlardan daha zehirli, örümceklerden daha kancık, köpeklerden daha yalakadır.

Hayvanlara verdiğimiz bu etiketlerin kötü vasıflar olduğunu düşünmek hatadır çünkü onların bu davranışları hayat ve yemek için normal halleri ve kabiliyetleridir. Bu etiketler ancak insanlarca kullanıldığı takdirde aşağılık hallerdir. Yani yılanın sinsi olması normal, insanın sinsi olması hainliktir.

Hayat, bizlere verilen süreyi insanca, güzelce, ahlaklıca, kulluk bilinciyle geçirmek için verilmiş bir fırsat ve şanstır.

Doğrusunu Allah bilir, ama belki bir zamanlar bizlerde hayvan veya ağaçtık. Ölülerimiz belki kıyamete kadar ağaç veya hayvan olarak yaşamaya devam ediyor. Ama şunu iyi biliyoruz ki hayvanlar pek çok insandan çok daha fazla ahlaklı, ibadetli ve imanlı yaşıyor.

İnsan ise kendisine verilen onca meziyet ve kabiliyete rağmen her geçen gün hayvanlaşma ve çirkinleşme gayretinde.

Köpekler yiyecek veren sahibini ilah sanır, menfaati bitene kadar kayıtsız şartsız yalakalanır. Kediler ise yalakalık yapmaz, nimet verenin Rabbi olduğunu bilir de sahibine yalakalanmaz. sadece sevdiğini ve minnetini belli eder. Bu yüzden kedi öldüren yedi cami yapsa kurtulamaz ve bu yüzden köpek olan eve melekler girmez, denir.

İnsan, Rabbinden başka ilah tanımamak, rızkı, medeti, nimeti, deva ve şifayı sadece Rabbinden dua ile niyaz etmek üzere yaratılmıştır. İnsan sadece Rabbine kulluk ve ibadet için can bulmuştur. İnsan, paraya, sahte ve yanlış ilme değil, Kur’an’a ve hakikate tabi olmakla mükelleftir. Birilerinin demesi, toplumun aksini kabul ediyor olması gerçeği değiştirmez.

İnsan aklı ve şuuruyla, kalbi ve vicdanıyla hakikate sadık kalmakla sorumludur. Sınavı bu sadakatı gösteren, tavuskuşunun kanatlarında Allah’ın imzasını görebilen insanlar (!) kazanacak, bu sadakati şeytani hevesleri ve nefsi zaafları için gösteremeyen hayvanlar (!) şeytana dost ve cehennemlere konuk olacaklardır. Hayvanların insanca, insanların hayvanca yaşadığı bir hayatta bahtiyar olacaklar kim olacak dersiniz?

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Hayvanlardan alacağımız dersler

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ