e
sv

Hubb-i fillah ve buğd-i fillah

Hubb-i fillah ve buğd-i fillah; sevdiklerini sırf Allah rızası için sevmek, düşmanlık ettiklerine de sırf Allah rızası için düşmanlık etmek demektir. (Hubb; sevgi, hoşnutluk, buğd; düşmanlık ve sevmeme hali, fillah; Allah (Rızası) için) Bu dünyada en lazım olan şey iman ve Allah rızasına mazhariyettir. Bu nedenle Allah’a yardım etmek ve Allah’ın hoşuna gidecek şekilde yaşamak ahirettesi esenlik ve kurtuluşun da inşallah teminatıdır.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Hubb-i fillah ve buğd-i fillah; sevdiklerini sırf Allah rızası için sevmek, düşmanlık ettiklerine de sırf Allah rızası için düşmanlık etmek demektir. (Hubb; sevgi, hoşnutluk, buğd; düşmanlık ve sevmeme hali, fillah; Allah (Rızası) için) Bu dünyada en lazım olan şey iman ve Allah rızasına mazhariyettir. Bu nedenle Allah’a yardım etmek ve Allah’ın hoşuna gidecek şekilde yaşamak ahirettesi esenlik ve kurtuluşun da inşallah teminatıdır.

Hadis şöyle buyurur;

(İbadetlerin en kıymetlisi, Allah için sevmek ve Allah için düşmanlıktır.) [Ebu Davud]

(İnsan, dünyada kimi seviyorsa, ahirette onun yanında olacaktır.) [Buhari]

(Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma; “Yalnız benim için ne yaptın” buyurdu. “Yâ Rabbî! Senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim ve zikr yaptım (Seni andım)” cevâbını verince; “Kıldığın namazlar seni Cennet’e kavuşturacak yoldur, kulluk vazîfendir. Oruçların seni Cehennem’den korur. Verdiğin zekâtlar, kıyâmet günü sana gölgelik olur. Zikirlerin de o günün karanlığında sana ışık olur. Benim için ne yaptın?” buyurdu. “Yâ Rabbî! Senin için olan şeyi bana bildir” deyince, Allahü teâlâ; “Yâ Mûsâ! Sevdiklerimi sevdin mi ve düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?” buyurdu. Mûsâ aleyhisselâm, Allahü teâlâ için olan en kıymetli şeyin Hubb-ı fillâh buğd-ı fillah olduğunu anladı.) [Hadîs-i şerîf]

Ayet ise bize çok daha net olarak ifade eder ki mü’min Allah için yaşar ve Allah için ölür, ölmelidir.

“Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am 6/162)

Bundan çıkarılacak sonuç ise şudur ki sadece fert olarak imanla yaşamak değil, hüner aynı zamanda ve daha çok iman kardeşliği içerisinde iman cephesinin yani Allah dostları tarafının kazanması için mücadele etmektir ki bunun adı hangi surette yapılırsa yapılsın cihattır.

O halde mü’min Allah rızasını esas almalı, Allah için sevmeli veya sevmemeli, fena huyları Allah için terk ederek, Allah rızasına mazhar olabilmek umuduyla güzel işlere has ve duru niyetle imza atmalıdır.

Allah için sevmek yaratılanları sevmeyi, affetmeyi, hoşgörü ve tevazuyu emreder. Allah için sevmemek ise şer ve şeytanlardan uzaklaşmayı ve şirkle, şeytanla, şerle mücadeleyi gerekli kılar.

Bunların sadece birisi iman için yeterli değildir ve her ikisi de şarttır. Yani hem iyiliğe hizmet hem şerre cephe almak. Başka bir deyişle hayır ve hasenata koşmak ama öte yandan şerre kilit olmak.

Özetle unutulmamalıdır ki Allahü teâlânın en çok sevdiği ibâdet, hubb-ı fillâh ve buğd-ı fillâhtır. Bu kulun gayesi ve imanın şiarıdır.

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Hubb-i fillah ve buğd-i fillah

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ