e
sv

İman ve İslamın ilk şartı sadece Allah’a teslimiyettir

Teslimiyet, tabi olmak, kabul etmek, sözüne uymak, karşı koymamak, inanmaktır. Dinen teslimiyet ise, tevekkül yani güven ve sevgi ile karışık korku neticesi görünen ve görünmeyen aleme ait hususlarda kitaba ve peygambere uymak, ikna olmak ve itaat etmektir. Bu teslimiyet sadece dinin sahibine olmalıdır ki İslam’a gönül verenler için teslimiyet sadece Allah’adır.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Teslimiyet, tabi olmak, kabul etmek, sözüne uymak, karşı koymamak, inanmaktır. Dinen teslimiyet ise, tevekkül yani güven ve sevgi ile karışık korku neticesi görünen ve görünmeyen aleme ait hususlarda kitaba ve peygambere uymak, ikna olmak ve itaat etmektir. Bu teslimiyet sadece dinin sahibine olmalıdır ki İslam’a gönül verenler için teslimiyet sadece Allah’adır.

Tevhid ve İslam’ın da, ibadet ve ahlakın da, salih amel ve ahlakın da nüvesi, ABDESTİ imandır ve iman etmeden kimse cennete gidemez. İmanı elde tutmak ve güçlendirmek, iman vermesi ve nefsimizi temizlemesi için Yüce Allah’a yalvarmak dünya ve ahiret kurtuluşu için olması gerekendir. İmansız bir yaşam bizi zengin, güçlü veya şöhretli bile yapsa, müslüman olmamıza engel teşkil etmese de cehenneme mahkum eder.

İman, Allah’ı bulabilmektir. Makbul imanın özü tevhid, imana sadakat takvadır. İmanı bilen sadece Allah’tır ve takva sadece Allah katında bir üstünlük derecesidir. Tüm insanlar kardeş, tüm varlıklar yaratılmıştır. En yüce kardeşlik iman kardeşliğidir. İman, dilde değil kalpte yaşatılması gereken yavru bir kuştur ki beslenmez ve ihmal edilirse ya ölür ya yuvadan kaçar gider.

İmanın çeşitleri, taklidi, tafsili, icmali ve tahkiki imandır ki, imanın tezahürü, ibadet, salih amel, güzel ahlak ve şerre kilit olmakla belli olur. İmanın giriş kapısı “sadece Allah” diyebilmek, Allah’tan korkarım diyebilmektir. İmanın kısımları ise bizlere tahkiki ve tafsili olan hakiki imanı tarif eder.

Yüce Allah’a, kitaplarına, meleklerine, ahiretine, peygamberlerine, ve kadere etmek zorunda olduğumuz iman, görmediğimiz halde Allah emrettiği için AMENTÜ duasında andığımız konulara şüphesiz inanmaktır. İkna olarak, samimiyetle, tanıyıp anlayarak, severek, yalansız-riyasız iman etmek boynumuzun borcudur.

“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisa 4/136)

İmanı yitirmek, yaşanabilecek en büyük talihsizliktir. Yeryüzünün ahir zamandaki belası “imansızlık” ve “farkında bile olmadan şeytanın şirk dinine tabi olmak”tır ve açık veya gizli olarak Yüce Allah’a varlık ve yönetimde eş ve ortaklar atamak demek olan şirk affedilmeyecek tek günahtır, en büyük zulümdür.

Şeytan en büyük düşman ve en kötü yol gösterici, hakikati gözleriyle gördüğü halde saptıran, insanları kendisi gibi asi ve melun yapmaya çalışan, vaadinden cayan, cahil, batılı hak’kın yerine koymaya çalışan, aldatan ve akibetleri karartandır. Şeytan ve soyu ahdinin arkasındadır. Bu yüzden insanların çoğu şirke battığının farkında bile değildir. Bu yaşamda en kötü şey “Allah’ın rızasını kaybetmek” ve tövbeden kaçarak şirk içinde imansız olarak ölmektir.

“İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.” (En’am 6/82)

Yüce Allah, sadece kendisine iman ve teslimiyeti emreden, sonsuz hikmet sahibidir. Din O’nun, din günü sadece O’nundur. Bütün hamd ve şükürler sadece O’na mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur. Şefaat tümden ve sadece Allah’a aittir. Mülk, ilim ve kudret sadece O’nundur. Rızkı, nimeti, medeti, şifayı veren sadece O’dur. En güzel isimler sadece O’nundur. O, güvenilmeye layık olan Bir’dir.

Kul, yaşam ve sınav
Kul, mutlak irade sahibi Rab’bine fıtrata ve misaka uygun yanaşmaya vesile arayan, tevhid nuruyla yaşamın gayesine erebilenlerdir. Besmele her işin başı, Fatiha, Allah’a verdiğimiz sözdür. Kul, cüzi iradesiyle zıtlıklar arasından doğruyu seçerse ödüllendirilecek ama kötüyü seçerse cezalandırılacaktır.

İnsan, iman üzere yaşamak mecburiyetinde olan, aklın, ruhun ve kalbin hakkını vermek zorunda olandır. İyilik önce Allah’a, sonra etrafımıza ve nihayet kendimize yaptığımızdır. İyiliğe mükafat misliyle, kötülüğe ancak kendisiyledir.

Yaşam, imanların ölçüleceği süreç, sınav, Allah’ın sınırlarına gösterdiğimiz riayet, saygı, korku, muhabbet ve sevginin ölçülmesidir. Kısmetler nasibimiz, alın yazısı kaderimizdir. Dünya hayatı süslü bir oyun ve eğlenceden ibarettir ve aşırı dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır. Allah adına adaleti ayakta tutmaya yeminli Rahman’ın mü’min kulları ahirette gülecek olanlardır.

Ümmetin imtihanı para, şirk ve dünya süsleridir. Zerrece haksızlık yapılmayacak o din gününde en önce sorulacak soru ise “iman”dır. Çünkü Allah hayatı ve ölümü, kimin daha iyi iş yapacağını görmek, iman edecekleri seçmek için yaratan ve hesap soracak olandır. Azaba ve ateşe mahkum olacaklar, imandan yoksun, şeytana, dünya malına ve nefsine tabi cahil ahmaklardır.

Şeytan işi pisliklerden sıyrılarak nefsini terbiye edebilen Kur’an vicdanlı mü’minler bedbaht olmayacaktır. Nimetlerden sorulacağımız o günde herkes görecektir ki en büyük nimet nefes, iman ve Kur’an’dır.

Kur’an, Allah kelamı, mucizeler ötesidir. Hakikat ve hak Kur’an’dadır. Kur’an’ı anlayarak okumak her müslümana FARZ’dır. Hz. Peygamber Yüce Allah’ın muazzez elçisidir. Dini Kur’an’dan öğrenen Peygamberimizin sünnetlerinin Kur’an’a uygun ve tahrif edilmemiş olanları başımızın tacıdır. Fıtratta, Melekler, Peygamberler ve tüm insanlar sadece Allah’a iman edeceğine yemin etmiş, başka ilah tanımayacağına and vermiştir. Sınav, bu ahde sadakat, şeytana aldanmamak meselesidir.

Allah katındaki tek din İslam, ihsanın ve sınavın, ibadet şekillerinin adı, Hak’kın egemenliği, Allah’ın insanlığa son rahmeti, kişiler değil ilkeler dinidir. İslam’ı; arı ve duru din olarak tutmak, şirk’e bulaştırmamak, bölmemek, dindeki emevicilik, israiliyat, arabizm ve cehalet dönemi örfleri kaynaklı yaban otlarını temizlemek, şeytanlara aldanmamak, hurafe ve rivayetleri saf dışı bırakmak, aklı kullanıp manevi mikroplara yem olmamak, dinci yobazlara kanmamak her Müslümanın vefa borcudur.

İslam, samimiyet ve huşu ister. Maneviyattan uzaklaşan, beşerileşen, kişilere ve mişnalara mahkum edilen, tarikatleşen, hurafelere boğulan ve şekilciliğe bürünen İslam Allah’ın dini değildir. Kutsal olan arapça lisanı değil Kur’an’ın mesajıdır.

İslam’a girmekle iman etmek aynı şey değildir. Mü’minler iman edenler, müslümanlar İslam’a girenlerdir. Her mü’min müslümandır ama her müslüman mü’min değildir. Dua ibadet, zekat köprü, tevbe her zaman açık rahmet kapısıdır. Şükür minnetimiz, dua yakarışımız, secde miracımız, sabır ve tevekkül müsibetlere dayanma gücümüzdür. Kul elemde sabır ve dua ile, sefada şükür ve infak ile ama her durumda İMAN ile yaşaması, iman üzere ölmesi lazım gelendir.

Dünya üzerinde iki çeşit insan vardır ki iman edenler Allah dostu, etmeyenler şeytanın yandaşlarıdır. Kur’an’da iki çeşit din vardır ki biri Rahman’ın dini İslam, diğeri şeytanın dini Şirk’tir. Her kul tevhid ve küfür mücadelesinde bu iki taraftan birisini seçmek ve ona göre yaşamak zorundadır. Asıl olan Kur’an ile yeniden yapılanabilmek, haksızlıklara sessiz kalmamak ve tevbe ile imana dönebilmektir.

Yüce Allah, kafirler istemese de nurunu tamamlayacaktır. Şer, küfür ve şirkin yeryüzüne egemen olması mümkün değildir. Çünkü imanın ve iman edenlerin kazanacağı Allah’ın ahdidir. Ayetlerin manasıyla oynayarak, hadisler uydurarak dine ve peygambere yalan söyletenler ise azapların en ağırına müstehak olanlardır.

Allah dünyada herkesin herşeyi, ahirette herkesin Rahman’ı ama SADECE mü’minlerin Rahim’i ve melekler her zaman mü’minlerin dostu, kafir ve müşriklerin daima can düşmanıdır. Cehennemler imandan yoksunların yurdudur ve onların sınavı müslüman dahi olsalar ateş ve azapla Allah dileyene kadar devam edecektir. Allah ile aldatan münafıklar, iblise tabi olan müşrikler ahirette en ağır cezaya çarptırılacak olanlardır ve Yüce Allah’ın dolduracağına ahdettiği cehennemde müşriklerle mürai ve münafıkların yeri kafirlerden de aşağıdadır. Vebal büyük, cennetler güzel, azap fenadır.

Ecel halinde teslimiyet, kalbe girememişse – haksızlığa haykıramıyorsa İMAN, nasuh değilse tevbe, huşu ve iman yoksa ibadet, vicdan ve merhamet yoksa ahlak, terbiye edilmemişse nefis, Allah rızasını aramak yoksa amel, paylaşmak, yardımlaşmak, hayra hizmet, zulümle savaş yoksa servetlerle yaşamak, riya ve gösterişe bulandıysa İslam kula fayda sağlamaz.

Esenlik Kur’an’da, kurtuluş imandadır

Fayda Kur’an’da, kurtuluş ve esenlik kalbi iman’dadır.

İman ve İslamın ilk şartı sadece Allah’a teslimiyettir. Bu teslimiyet içinde sadece kelimesini barındırmalı, kalpten gelmeli ve riyaya bulaşmamalıdır. Yoksa sarık ve takkeler, tesbih ve çarşaflar, hocalar ve şeyhler, cennet vadeden hilekarlar, fısıldayan şeytanlar bizleri asla kurtaramaz. Bizleri Allah rızasına mazhar değilsek ne muazzez peygamber ne türbeler, adak ağaçları asla kurtaramaz. Bizleri tek kurtaracak olan Allah’tır ve O, iman etmemizi, imanla yaşayıp ölmeyi emredendir.

Bilelim ki; doğruyu ve imanı sadece ve daima Allah bilir, akibet muttakilerindir, tevbe kapısı hep açıktır, şirk damarlarımıza kadar girmiştir ve sadece kafirler Allah’tan umut kese, nihayet iman etmeden en şaşalı müslüman dahi olsa kimse cennetlere gidemez.

Rabbim bizleri Kur’an ve Hz. Peygamber yolundan ayırmasın. Rabbim bizleri sadece ve samimiyetle Allah’a iman edip, şirkten ve küfürden sakınıp, hakki kul olabilenlerden eylesin. Amin!

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

İman ve İslamın ilk şartı sadece Allah’a teslimiyettir

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ