e
sv

Kalın’dan ‘lanet’ yorumu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Ayasofya'nın açılışı sırasında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın tartışma yaratan cuma hutbesi vaazı için 'Atatürk'e lanet okunmasını asla kabullenemeyiz. Ali Erbaş hocanın hutbesinde Atatürk'e dil uzatma söz konusu değil. Ama buradan 'Atatürk'e lanet okundu', 'Atatürk'e dil uzatıldı' sonucunu çıkarmak çok iyi niyetli bir değerlendirme olmaz' yorumunda bulundu.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Ayasofya’nın açılışı sırasında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın tartışma yaratan cuma hutbesi vaazı için “Atatürk’e lanet okunmasını asla kabullenemeyiz. Ali Erbaş hocanın hutbesinde Atatürk’e dil uzatma söz konusu değil. Ama buradan ‘Atatürk’e lanet okundu’, ‘Atatürk’e dil uzatıldı’ sonucunu çıkarmak çok iyi niyetli bir değerlendirme olmaz” yorumunda bulundu.

“LANET OKUDU DEMEK İYİ NİYETLİ OLMAZ”

Kalın “Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin banisidir. Ona bırakın Ayasofya gibi bir yerde, herhangi bir yerde lanet okunmasını doğru kabul etmeyiz” dedi. Kalın, Atatürk’ün vakfiyeyi kaldırmadığını belirterek “Dönemin şartlarında müze olarak kullanılması için bir karar verilmiş. Tekrar camiye dönüştürülmesiyle ilgili araya bir süre girmiş. Burada ‘Atatürk’e lanet okudu’ demek iyi niyetli olmaz. Müzeye çevrildikten sonra da Ayasofya korunmaya devam etmiş, bir müze olarak korunmuş. Burada biz de böyle bir şey asla kabullenmeyiz” ifadelerini kullandı.

‘Atatürk’e dil uzatıldı’ ve ‘hilafete gidelim’ demenin, Ayasofya başarısını gölgeleyeceğini ifade eden Kalın “Hayırlı bir iş yapıldı, bizi buluşturan bir sembol olsun Ayasofya. Ne Atatürk’le ilgili tartışmalar, böyle bir kastın olmadığının görülmesi lazım. Hilafet tartışması yersiz, lüzumsuz bir tartışmadır. İlmi, dini, siyasi olarak da tartışmanın zemini bu değildir” diye konuştu.

“HİLAFET TARTIŞMASI SUNİ BİR GÜNDEM”

Gerçek Hayat’ın hilafet çağrısının ardından başlayan tartışmalar için de Kalın “Burası üzerinden bir rejim tartışması başlatmak suni bir gündemdir. Türkiye’nin böyle bir gündemi yok. Bizim amacımız halkın demokratik iradesine dayalı tam bağımsız, 2023’te Türkiye’yi olması gereken yere getirmek olmalıdır” dedi. Sosyal medya düzenlemesi tartışmalarını da değerlendiren Kalın şunları kaydetti:

“BİR MUHATABIMIZ OLMAK ZORUNDA”

“(Düzenleme sansür mü?) Hayır. Böyle algılayanlar var, saygı duyuyorum. Sosyal medya ticari bir mecradır. Para kazanıyorlar. Bunlar da bir hizmet sunuyorlar. Karşılaştığınız bir sorun olduğunda bir muhatabınız olmak zorunda. Sosyal medya platformlarında böyle bir imkanınız yok. Mahkemeye götürüyorsunuz fakat, mahkeme bir karar verdiğinde, bunun önlenmesini istiyorsunuz, bunu uygulayacak şirketin bir ayağı yok. Burada vergi ödemeleri gerekir, ikincisi de içerikle ilgili paylaşılan konular ya da oradaki trafikle ilgili bir hukuki muhataplığın olması lazım. Amerika’da, İrlanda’da, bazı Avrupa ülkelerinde var. Burada ofis açmadan faaliyet gösterebileceklerini düşünüyorlar ve bunu da gidebileceği yere kadar götürecekler, böyle düşünüyorlar.

“BUNU BİRLİKTE OLUŞTURACAĞIZ”

Sosyal medya kullanıcılarının görüşlerini özgür bir şekilde ifade etmelerinde bir engel yok, olmayacak. Almanya örneğine baktılar. 2016-17’de çıkarttıkları kanunlar var. Kural şu; Gerçek dünyada suç olan sanal dünyada da suçtur. Muhalefet edenlerin takıldığı yer, hakaretin kriteri ne olacak? Doğru bir soru. Bunu birlikte oluşturacağız. Ne hakarettir, ne değildir? Bunun sınırı nedir? Bir siyasetçi eleştiri konusu olabilir ama bunun da bir sınırı olmak zorunda değil mi? O kişi saldırıya uğradığında, kendimizi onun yerine koyalım. Ne yapabilir bu kişi? Yapabileceği tek şey o mecranın kendi aleyhine kullanılmasını önlemek. Mahkeme karar aldığında muhatap bulması lazım. Düzenlemenin özü bu.

Sosyal medya şu anda çok kirlendi. Aynada bizim tekrar kendimize bakmamız lazım. İnanın benim yüzüm kızarıyor, bakmamaya çalışıyorum. Bu seviyesizliği kimse savunmuyor ama bu da kanuni düzenleme ile aşılacak bir sorun değil. Daha başka bir şey yapmamız lazım. Etik kuralları temel alan bir ahlak ve kültür geliştirmemiz lazım.”

NE OLMUŞTU?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş “Bizim inancımızda vakıf malı, dokunulmazdır, dokunanı yakar; vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” sözlerine tepkiler üzerine açıklık getirmişti. Erbaş, şunları kaydetmişti: Ayasofya hutbemde temas ettiğim ‘Vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar; vakıfın şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar’ ifadesiyle ilgili şu açıklamayı yapabilirim: Genel olarak vakfiyelerin sonu, vakıfın bedduasıyla biter.

Bu vakfımı kimler amacı dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti onların üzerine olsun’ şeklinde. Ben de hutbede buna atıfta bulundum. Sadece Ayasofya’yı değil tüm vakıf mallarını kastettim. Geçmişi değil, bundan sonrasını kastettim. ‘Uğramıştır’ demedim, ‘Çiğnerse lanete uğrar’ dedim.” Gerçek Hayat adlı dergi de 27 Temmuz tarihli sayısında ‘hilafet çağrısı’ yapmış, bunun üzerine rejim tartışmaları başlamıştı.

kaynak: karar

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Kalın’dan ‘lanet’ yorumu

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ