e
sv

Kime neden nasıl iman etmek

“Cennete varis kılınan bizlerin “Bir Yaratıcıya” inanmak ve O’nu sevmek için sayısız nedeni var. Atom tanesinden kainatın karanlıklarına kadar görülen ahenk, denge ve düzen tüm bunların bir güç tarafından yapıldığının göstergesi.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 1

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

“Cennete varis kılınan bizlerin “Bir Yaratıcıya” inanmak ve O’nu sevmek için sayısız nedeni var. Atom tanesinden kainatın karanlıklarına kadar görülen ahenk, denge ve düzen tüm bunların bir güç tarafından yapıldığının göstergesi.

Her gün baktığımız, kokladığımız, dokunduğumuz yaşam ki içinde tabiattan, insanlara ve insan yapımı varlıklara kadar herşey dahildir, bizlere bir yaratan ve bir öldüren, sonra yeniden yaratanın varlığına delalet eder.

Su, hava, toprak üçlüsünün akıllara durgunluk veren muhteşemliği ile bezenmiş yaşamda tesadüfe veya hataya yer olmadığı bu kadar açıkken tüm bu dengeli düzeni kuran ve muhafaza eden bir gücün varlığı da kaçınılmaz olarak ortadadır. Bu inanmanın en basit şeklidir.

Gördüklerimiz bizi bu denli etkilerken göremediklerimiz ve fakat hissettiklerimiz yaratanın varlığına asıl şahittir. Bu kainat düzeninin yaratılış gayesinin tam ortasına oturmuş insanoğlunun dünyaya gözlerini açtığı andan ruhunu teslim edene kadar ki yaşamı süslü bir eğlence veya oyun olamayacağına göre bir maksada bağlıdır.

Bu maksat Yüce Yaratanın “Ben insanları ve cinleri sadece bana ibadet etsinler diye yarattım” sözündeki rahmet, müjde, lütuf ve bir o kadar da tehdit içeren bir maksattır. Bu müjde ile müjdelenmek ve bu tehdit ile titremek inanmanın bir sonraki aşamasına götürür bizi yani iman etmeye.

İman sadece dille veya kalple olamayacak kadar güçlü, zamanın sınırlarına, kişilere ve olaylara bağlı kalamayacak kadar çetindir. Sevmek ve inanmak yetmeyeceği gibi bu uğurda gayret sarf ederek yaşamak ta yetmeyecektir.

Yüce Rabbin bütün noksan sıfatlardan uzak varlığı, en güzel isimlere ve sıfatlara sahip oluşu muazzam kudret, şefaat ve celalin göstergesidir. Bu yaratılış gayesine uygun yaşamakta olan bizlere ayet veya sahih hadis şeklinde verilen talimat ve öğütler İslam dininin temelini oluştur.

Dinin sadece yaratan ve yaratılan ile sınırlı kalamayacağı da açıktır. Keza Yüce Allah’ın bir ve mutlak oluşu, kutsal kitapları, peygamberleri, melekleri, kader ve kazayı yönlendirmesi, yaşamı, ölümü ve yeniden dirilişi hayata geçirecek olması göremediğimiz alemde mevcut canlı ve cansız mahluklara, kısaca insanın mirasçısı olduğu ölümsüz yaşama giden yolda din başlığı altında çaba sarfeden tüm yaratıklara da inanmayı gerekli kılar.

Küfre batmışlar, sahtekarlar, münafıklar, şeytanlar istemese de vadedilen yeniden diriliş ve ikinci yaşam yaşanacak ve bu dünyada kazanılan sevap ve günahların hesabı ahirette mutlaka sorulacaktır.

Bu denli muazzam bir cennet müjdesi varken bizlerin hala nasıl olup ta günahlara hemde diz boyu battığımız sorusunun cevabı ise Araf suresinde (yukarıda) geçen ilahi ahidde saklı.

İnsan ve cin şeytanlarının ve nefsimizin yoldan çelme gayretleri malum ve bariz iken Allah yolunda tercihlerimizi ne kadar yanlış kullandığımızı ve imanın neresinde olduğumuzu bu ayetler çok güzel ve sade bir şekilde açıklıyor. Dille söylenen “iman ettim” sözü yetmeyeceğine, günlük yaşantımızı bu din ve gaye uğrunda yaşamak zorunda olduğumuza, küçük günahlara tevbe kapısı hala açık olduğuna göre bizi saptıran, süslü gösteren insan ve şeytanlara karşı dur demek gereği ortadadır.

Bu yolda desteğimiz Yüce Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed (s.a.v) peygamberimizin sünnetleridir. Sağlam iman için bunlara itaat ederken, aklı kullanmak, Allah ile aldatanlara kanmamak, saptırıcılara meyletmemek, sadece Allah rızasını gözetmek, gösterişten kaçmak, kalpleri eğmemek, nefise yenilmemek ve vesvese durumunda Allah’a sığınmak gerektir.

Kime neden nasıl iman etmek

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Kime neden nasıl iman etmek

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ