e
sv

Övülecek ve Yerilecek Konular

Cenab-ı Hak, insanı yarattı. Ona vicdan, merhamet, sevgi verdi. Onun huy, mizaç, karakterini, kaderini belirledi. Ona akıl, ruh, şuur verdi. Onun anne ve babasını, ömrünü, dünya sınavındaki statü, rol, görev ve yapacaklarını belirledi. Yüce Allah insana eşini ve evlatlarını bahşetti, o insanın gelecek nesillere, insanlığa vereceklerini belirledi. Cenab-ı Hak bizlere bir ömür biçti.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Cenab-ı Hak, insanı yarattı. Ona vicdan, merhamet, sevgi verdi. Onun huy, mizaç, karakterini, kaderini belirledi. Ona akıl, ruh, şuur verdi. Onun anne ve babasını, ömrünü, dünya sınavındaki statü, rol, görev ve yapacaklarını belirledi. Yüce Allah insana eşini ve evlatlarını bahşetti, o insanın gelecek nesillere, insanlığa vereceklerini belirledi. Cenab-ı Hak bizlere bir ömür biçti.

Yüce Allah bize eller, ayaklar, kulaklar, saçlar, kaşlar, kalçalar, uzun veya kısa bacaklar, esmer veya beyaz tenler, mavi veya kahverengi gözler verdi. Rabbimiz Allah insandan kendisine ve sadece kendisine ibadet ve kulluk edeceğimize dair söz aldı.

İnsan bu bahşedilenlerle doğdu, yaşadı ve öldü.

Acizane aklı ve duyuları ile akıbetine kısmen müdahil oldu. Huy ve karakterini kültür, örf, tecrübe, terbiye, eğitim ile şekillendirdi. İş sahibi oldu, mekanlar satın aldı. İlahi olarak bahşedilenler üzerine iyi veya kötü bir şeyler ilave edip kendisine mal etti.

Bu sahip olduğu fıtrati ve beşeri meleke, cisim, huy, şuurun tamamı ile anılır oldu. Tertemiz, adil, ilahi, tartışma kabul etmez temeller üzerine kendisi hayat duvarlarını örmeye, hayatla tanıştıkça, insanlarla temas ettikçe, yaşı ilerledikçe kendisine bir şeyler katmaya çalıştı.

Sonra şeytan devreye girdi, merhameti kibire, güzeli çirkine, adili haksıza, hak olanı batıla çevirmeye çalıştı. İnsan ve cin şeytanları o mübarek insan bedenini, akıl ve ruhu kandırmaya, gelişimini yanlış yola sokmaya çalıştı.

Nefis ve şeytan azgınlığa çekerken, arada kalan insanı doğruluk ve dürüstlüğe çekmeye çalışan hep Rabbimizin lütuf ve rahmeti oldu. Kimi insan da bir taraf kimi insanda diğer taraf galip geldi ve dünya 7 milyar insanla doldu. Sonra bazı insanlar kibirlendi, böbürlendi. Kendisine bahşedilen şeyleri, daha azı bahşedilen diğerlerine karşı bir gurur ve büyüklenme malzemesi yaptı.

Bazı insanlar aşağılandı, kıskandı, küfre saptı. Kendisine bahşedilen şeyleri az bulup, daha çok bahşedilen insanlara haset etti, onlar gibi olabilmek adına bıçak altına yattı, saçlarını boyattı, tenini esmerleştirdi solar salonlarında. Kimi güzellik ve spor salonlarına hücum etti kimi sauna ve masaj salonlarına.

İnsan…kendi yarattığı değer yargılarına, zenginliklere köle oldu. İnsanların çoğu; zengin, güzel, seksi, güçlü, genç veya genç görünümlü olmak adına yaşadı.

İnsan malıyla, gücüyle, makamıyla, güzelliği ve cinsel çekiciliği ile övündü.

İnsan doğuştan görmeyen bir gözüne, kısa boyuna, siyah saçlarına lanet etti. Kendisini kötü hissetti ve güzeller gibi olmak için kuaför salonlarına hücum etti.

Eş arayanlar güzelleri, zenginleri, gösterişli olanları aramaya, işçi arayanlar yakası açık olanları, uzun bacaklıları kollamaya başladı.

Ahlak, ibadet, huy, mizaç, karakter, adalet, vicdan, sağduyu, tevazu….aranmaz, sorulmaz oldu.

Kimseler imanı sorgulamaz, hakka riayeti ve sabrı ve yardımseverliği araştırmaz oldu.

Herkes sahip olduğu beşeri ve ilahi kazanımların hepsiyle övünür oldu.

Oysa övülecek ve yerilecek şeyler sadece beşeri kazanımlar yani insanın teri, ameli ve niyeti doğrultusunda kendisine eklediği şeylerdi. Bu unutuldu.

Sarı saçlılar, güzel ve seksi olanlar öne geçti, işe alındı, filmlerde oynadı. Siyah saçlılar reddedildi, istenmedi, aranmadı, işsiz kaldı. Esmerler arayı kapatmak için saçını boyattı, etek boylarını daha çok kısalttı, acaip derecede tavizkar oldu ve rekabet her geçen gün daha fazla kızıştı.

İnsan Rabbinin bahşettiği nimet ve lütufların birer emanet olduğunu unuttu. İnsan kendisine bahşedilen ilahi emanetlerin diğerlerine karşı bir üstünlük vasıtası olarak değil bir sınav vesilesi olarak verildiğini, ahirette güzellerin çirkinlerle, seksilerin seksi olmayanlarla helalleşeceğini unuttu.

İnsan sonradan beşeri olarak kazandıklarını ilahi lütuflarını geliştirmek ve bu lütuflara uygun işler için kullanmak yerine şer maksatlar için kullanmaya çalıştı. Zenginlik, gençlik gibi aslen Rabbimizin ihsan ettiği ama insanın ben kazandım dediği kandırmacalar ile diğerlerini aşağıladı, pahalı arabalar ile taşralarda insanların üzerine fütursuzca çamurlu su attı.

İnsan, Rabbimizin bahşettiği, irademiz, isteğimiz dışında bize verilen hiçbir şeyden sorumlu olmayacağımızı, bu emanetlere bakmakla mükellef olduğumuzu ama sonradan kazanıp ettiklerimizin tamamından sorumlu olacağımızı unuttu.

İnsan zalim, cahil ve nankördü. Gereğini de yaptı.

Övünülecek şey; insanlığa, insana, fıtrata, Yüce Rabbimize yakışır huy ve davranışlar sergilemek, buna göre yaşamaktır. Boyumuz, kilomuz, ana ve babamız, mal ve evlat varlığımız ne olursa olsun müdahale edemeyiz.

Övünülecek şey zenginlik değildir. Çünkü o zenginliği Rabbimiz bahşetmiş ve vesile yaratmıştır. Övünülecek şey o zenginlik denen emaneti hayırlı işlerde kullanmak ve büyüklenmeden bunun hazzını yaşamaktır.

Övünülecek şey güzel olmak değil bu güzelliği kalp güzelliğine de çevirebilmektir. Övünülecek şey yedi dil bilmek değil bu kabiliyet ile faydalı bilgileri nerede olsa arayıp bulmaktır. Övünülecek olan zeki olmak değil, bu akıl ve zekayı Allah yolunda kullanabilmektir. Yerilecek olan işte bu yanlış övgüler, şımarıklıklar, haddi ve fıtratı bilmemezlikleri ve haddi aşmalardır.

Yerilecek olan ilahi iradeye dil uzatıp, çirkin kaşlar, parasız hayatlar, pırasa saçlar için kendisini kötü hissetmektir. Yerilecek olan Allah’ın yarattığını şeklen değiştirmeye çalışmaktır. yerilecek olan sözde şeklen güzel olanlara benzemek adına karakter ve mizacını kötü yollara sokmaktır. Yerilecek olan para, güç, makam ve cazibe adına yanlış şeyleri satın almaya çalışmaktır.

Övünülecek ve yerilecek şeyler; bizim ellerimizle yapıp ettiklerimizdir. Diğerleri Allah vergisidir. Üstünlük ölçüsü, derecesi değil birer emanettir. Bize aslen ait olmayan bu şeyler ile hava atmak veya mahcup olmak ise Rabbimizin emanetine ihanettir, dini anlayamamaktır.

Rabbim herkese akıl fikir versin. Amin!

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Övülecek ve Yerilecek Konular