e
sv

Tevfik ve İnayet nedir?

Sözlükte “başarıya erdirme, uyumlu kılma, ahenkli hale getirme” anlamına gelen tevfik, ayetlerde geçmez ve tasavvufta, Allah’ın, kulunun yaptığı işi, rıza ve sevgisine uygun hale getirmesi, iradesi ve rızasına uygun işler yapmayı ona nasib etmesi, muvaffak kılması, şer (kötülük) yolunu kapayıp, hayır (iyilik) yolunu kolaylaştırması. demektir. Buna inâyet de denir.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

İnayetin dindeki tanımı ise; Allah’ın lutfu, kula yardımı, kulu koruma ve kollamasıdır. Sonucu belirleyen takdir, irade ve kuvvet yalnızca Allah’a ait olduğundan ulaşılan her başarıyı Allah’tan bilmek gerekir. Bir âyette buna işaret edilmiştir:

“Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.” (Hûd, 11/88).

Kısaca; her hangi bir iş vuku bulmadan önce, Allah’ın kuluna yaptığı yardım (inayet) a, tevfîk denir. “Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).” (Fatiha 1/5)

Kul cüzi iradesi ile her gün sayısız şeylere karar verir, diler, planlar yapar ve umut eder, bekler. Hayır ve şerri sadece Allah bilir ve bizlere hayır gelen şer, şer gelen hayır olabilir. Kul, bu gayret ve beklentilerini hayırlara vesile kılması için Allah’a dua eder ve O’nun rahmetine sığınır.

İnayet ve tevfik ise o gayretin hayata geçmesine dair Allah’ın yardımı, koruması, teşviki, ilhamı veya ilahi iradesiyle reddidir.

Elbette kulların kalbi durumları meseleye etkendir ve Allah rızasına mazhar olanlarla, küfür ve şirkte yarışanların durumu bir olmayacaktır. Buradan hareketle denebilir ki Allah’ın yardımı sadece iman edenleredir.

Cihadlardan belalara, kıtlıklardan günlük koşturmacalara kadar her alanda Yüce Allah daima bir iş ve oluştadır ve kullarını yalnız bırakmaz, Hidayet isteyene hidayet, azmak isteyene azgınlık nasip eden Allah, rıza gösterdiği kullarına yardımı esirgemeyendir. Ahirette de dünyada da gülecek olan halis kullar iman edenler olacağına göre de bu nasipten en çok istifade edecek olanlar inşallah mü’minler olacaktır.

Tevfik ve inayet beklenecek tek makam Allah’tır

Tevfik ve inayet beklenecek tek makam Allah’tır ve başkalarından yardım ve koruma bekleyenlerin sonu muhakkak hüsrandır. İster kul, ister insanüstü varlık olsun başkaca inayet beklenenler kullara hüsrandan başka bir şey veremez. Zaten bunun adı şirktir ve şirk affedilmeyecek tek suçtur.

Fatiha suresinde gün boyu tekrar ettiğimiz bu lafza bize inayetin tek makamı olan Yüce Allah’a sadakatle bağlı kalmanın en mühim şart olduğunu da anlatır ki bu sadakat aynı zamanda misaktaki ahdimize vefadır, sadakattir.

Allah, kulun iradesini ve isteğini ortaya koyuşu demek olan dualara er geç cevap veren ama bunu kendi ilahi iradesiyle yapan, kulun gayretlerine karşılık hayır ve şerlerin sebeplerini yaratan, kulu netice ve tercihlere zorlamayan, emretmeyen, müdahalede sorumluluğu ortadan kaldırmayandır ve Yüce Allah kapıları açan ve kapayandır.

“Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Tegabun 64/11)

“İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.” (İsra 17/11)

Gönlü Allah aşkı ve iman ile dolu yüreklere dahi bela ve müsibetler elbet denk gelecektir çünkü bu sınav gereğidir. En kafirlere dahi müjdeler ve servetler nasip olacaktır bu da sınav iledir.

Lakin tevekkül işte tam bu esnada devreye girer ve mü’mine şöyle fısıldar;

“Korkma! Allah bizimledir! Vekil (şahit) olarak Allah yeter. ”

Kula düşen, kalbi ve aklı ile doğruyu yapmaya gayret etmek, hayır ve şer arasında hayrı tercih etmek, gayret ve niyetleriyle hayrı dilemek, cüzi iradesini ortaya koyup neticeyi Yüce Allah’a bırakmak ve netice ne olursa olsun Allah’a dayanıp, güvenmektir.

“Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)

Tevfik ve inayet inşallah kulun iman durumuna göre gelecek, amel ve niyetlerle hak yolunda koşmaya gayretli kullar bahtiyar olacaktır.

Şükür, dua, tevbe gibi haller, tefekkür, tevekkül gibi güzelliklere, ibadetler, salih ameller, ahlaklar, infak ve tebessümler, secdeler, oruçlar kulu Allah rızasına doğru yaklaştırırken, inşallah hayırlı neticelere de vesile olacaktır.

“İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir.” (İsra 17/83,84)

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya 21/35)

Özetle; Allah, kulları, varlıkları ve yarattıkları için her şeyin doğrusunu, güzelini ve hak olanını yaratan, sebepler var eden, neticeleri pay edendir. O, yaşam ve sınav için her şeyi yaratan ve gözleyendir. Kul, cüzi iradesi ile istek ve iradesini ortaya koyarak, gayret ve dilekleriyle teşebbüs ederek vazifesini tamamlar ve sorumluluğa imza atarken, neticeye vardırmak, hayır ve şerri nasip etmek Allah’tandır. Çünkü kul o dilediği şeyin hayır mı şer mi olduğunu çoğu zaman bilemez.

Tevfik veya inayet işte bu karar ve izin sürecindeki Allah’ın yardımının, koruma ve kollamasının adıdır ki tevfik sahibi sadece Allah’tır.

O, kulun durumuna göre, kalbine ve isteğine cevap verendir. Kula düşen ise gayret ve niyetten sonra tevekkül etmek, Allah’a ve O’nun nasip edeceği sonuca güvenmektir.

Rabbim bizleri inayetinden mahrum bırakmasın. Amin!

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Tevfik ve İnayet nedir?

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ