e
sv

Tufan ve Kıyamet arasındaki fark nedir?

Yüce Allah, kitabı Kur’an ile dinini tamamlamış, kıyamete dek baki kalacak İslam’ı tüm insanlık için farz kılmış, o Kitap’ta fıtrattan ebedi hayatın son evresine kadar yaşanan ve yaşanacakları izah etmiş, insanlık tarihinin aslında dinler veya Peygamberler tarihi olduğunu açıkça ortaya koymuştur ki yapılan tüm savaşlar tamamen din kaynaklı, tüm kötülükler şeytanlık kaynaklı, tüm iyilikler tevhid kaynaklıdır.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Ama insan zalim, cahil ve nankördür.

Peygamberleri yalanlayan, hatta öldüren insan, menfaatleri ve inançları uğruna yeniliğe her zaman kapalı, hakka karşı ve servetlere – makamlara – kadınlara daima düşkündür. Çünkü dünya süsleri kendisine sınav gereği güze gösterilmiştir ama hepsi fanidir ve fani oldukları da yine ayetlerle uzun uzun açıklanmıştır.

Buna rağmen insan azmış, sapmış, haddi aşmıştır. Halen de durum aynıdır.

Bir zaman gelmiştir ki 950 yıl ömür süren Nuh (as) Peygamber dahi pes etmiş ve kafirler toplumunun helakini niyaz etmiştir. Nitekim Allah’ın emriyle yaptığı gemisine aldığı yolcular hariç, kalanların helak edildiği bir tufan yaşanmış ve hatta eşi ve bir oğlu da o tufanda geride bırakılanlar arasında kalmıştır.

Tüm yaşamın sular altında kaldığı bu tufan, düzenin yeniden tanzimi manasınadır ve fakat sistem ve dünya sahnesi yerindedir yani her fani şey eceli tatmamış, bir takım faniler yok olmuştur. Yani tufanda tüm nefis ve faniliklerin yok olması değil, kısmi kıyamet söz konusudur.

Nitekim tufan sonrası yaşam başka bir yerde, az sayıdaki canlı ile yeniden başlamış ve bugünlere gelinmiştir. Helak edilen kavimlerin her birinin böyle bir tufana maruz kaldığını söylemek yanlış olmayacaktır çünkü kurtarılan birkaç iyi dışında kalan tüm zalim nankörler ölmüş, memleketler sular veya ateşler altında kalmış ama yaşam başka yerde ve az sayıda insanla devam etmiştir. Buna sebep depremler, yağmurlar, rüzgarlar, ateşler, volkanlar veya sadece bir ses olabilir, yıldırımlar olabilir ama hepsi sonuçta Allah’ın orduları (Cundullah)’tır. Yani kısmi kıyamet yani tufan için Yüce Allah’ın yaşama yeni bir tanzim ve rota vermesidir.

Sınav, tufan ile bitmez ama tanzim edilir, belki daha iyi br yaşam için bu elzemdir veyahut Allah sadece Peygamberlerin duasına ceva vermek için böyle buyurmuştur. Adalet ve haktan sapmayacak olan, zerrece haksızlık yapmayacak olan Allah’In sınavın adaletine leke düşürmeyeceği de açıktır o halde tufanlara bu açıdan bakmak lazım gelir ve azan toplumların helakini, Allah’ın zulmü değil, azan insanların hak ettiği akibet olarak görmek lazım gelir.

Kıyamet ise … tufanların tufanı, tüm yaşam ve maddenin sonu, sınavın bitişidir. Her canlının, her faninin eceli tadacağı an ile sanal dünya hayatı bitecek, berzah ötesindeki gerçek yaşama geçilecek, muhtemeldir ki kainat çok daha farklı bir yapıya dönecek, hatta bedenler farklı yapılara kavuşacaktır. Yani kıyamet ile bilinen ve görünen her şey kaybolacak ve yeniden yaratılacak, diriltilecek ve hesap sorulacaktır.

Kıyamet günü sınavın bitişi, din günü yani ahiret hesabı sınav sonuçlarının açıklanmasıdır. Ahiret hesabının ayetlerde uzun uzun tasvir edilmesindeki mana, dünya sınavının elbet biteceğinin akıllara kazınması ve dünya süslerine aşırı meyletmenin enayiliğini izahtır. Kıyamet eski olanların tamamının yok olması, insanlardan iyi veya kötü kimsenin kurtulmamasıdır.

Maddeleyecek olursak tufan ve kıyamet arasındaki fark;

  1. Tufan geçici veya kısmi kıyamettir, bölgesel, zamansal veya kavimseldir, kıyamet toptan yok oluştur.
  2. Tufandan sonra yaşam bu yeryüzünde devam eder, kıyametten sonra yaşam farklı boyut, yer ve şekilde sürer.
  3. Tufanda canlı kalanlar vardır, iyiler kurtulmuştur, kıyamette canlı kalan olmayacak, iyiler de ruhunu teslim edecektir.
  4. Şu ana dek sayısız tufan yaşanmıştır ama kıyamet tektir ve yaşanmamıştır.
  5. Tufanın alametlerinden söz edemesek de kıyamet alametlerinden söz edebiliriz.
  6. Hesap yani ahiret, tufanlar ile değil kıyamet iledir.
  7. Tufanlar daha ziyade Peygamberlerin duası neticesi hayat bulmuştur, kıyamet ise sadece Allah’In takdirindedir.
  8. Tufanda kurtarılan hayvan ve bitkilerde vardır ama kıyamette onlar da ölecektir.
  9. Tufan sınavın sonu değildir, kıyamet sondur.
  10. Tufanda yeniden diriliş söz konusu değildir, kurtulanlar olduğu şekil ve idrakte yaşamaya devam eder, kıyamet sonrası muhtemeldir ki tüm canlılar değişikliğe uğrayacaktır.
  11. Tufan ve helaklere daha ziyade bir veya birkaç inkar ve isyan sebepken, kıyamete tüm veballer sebep sayılacaktır.
  12. Tufana dair bilgiler sonraki nesillere ibret olsun diye ulaşabilir ama kıyamete dair yaşananları aktarmak mümkün olmayacaktır.
  13. Tufanlar ibretlik kısmi ikazlar, kıyamet nihai cezalandırma veya müjdelemedir.
  14. Kıyamet berzah ötesine geçiş, tufan berzahın bu tarafında kalmaya devam etmektir.
  15. Tufan ile gayb bilinmezliğini korurken, kıyamette tüm belirsizlikler yani gayb bilinir hale gelecektir.
  16. Tufan maddesel ve bilimseldir, kıyamet ilahidir, hikmettir, ilmi sadece Allah’tadır.
  17. TUFANDAN SADECE Allah’IN DİLEDİKLERİ KURTULUR, kıyametten kurtulan olmayacaktır.

Buradan yola çıkarak denilebilir ki insanlık sayısız tufana maruz kalmış ama kıyameti henüz yaşamamıştır. Ama bu kıyametin aslında yaşanmadığı anlamında değildir çünkü herkesin eceli kendi kıyametidir.

Kıyametin manasına bu pencereden bakılırsa, ecel veya kıyametin; artık sevap veya günah üretme şansı kalmayan durum olarak anlaşılması lazım gelir ki (tufanda kurtulanlar için böyle bir durum yoktur) hesap başlamasa da kabirlerde bekleme süreci başlamış ve kul berzah ötesine geçmiş demektir.

Sonuçta tufan veya kıyamet olsun ecel söz konusudur ve o kimseler için sınav sona ermiş demektir. Ecel ile tufan arasındaki fark da hayatını kaybedenlerin sayısal farkındadır. Kıyamet ise çoğunluğun değil tamamının ölmesidir.

Kul, helakin, tufanın, kıyametin ne zaman geleceğini bilemez ve Peygamberimizin tufana dair duası yoktur. lakin bu Yüce Allah’ın azan insanlığa müdahale etmeyeceği manasına da değildir.

Yaşanmış tufanlardan farklı olarak Yüce Allah’ın toplu helak yapmayacağını umsak da, toplu helaklerin farklı şekillerde devam etmediğini kim iddia edebilir.

Mesela Hiv virüsü ile hedeftekilerin eşcinseller olmadığını, sel ve depremlerde kaybolan hayatların bu maksat ile ölmediğini kim savunabilir?Keza savaşlarda, savaşanların adeta bir tufana maruz kalmadığını?

Tüm bu anlatılanlar bir kez daha gösterir ki insan fanidir, hayat fanidir, ecelle, tufanla, helak edilerek veya kıyamet ile tüm yaşamlar son bulacak, uğruna ölünen mücevherler, makamlar bu dünyada kalacak veya dünya ile onlar da yok olup gidecektir.

Berzah ötesine madde götürmek mümkün değildir. Ama maneviyatlar, niyetler, sevaplar, günahlar, idrakler, pişmanlık veya sevinçler öteye geçecek, nefisler yaşadıklarını harfiyen hatırlayacak bu sebeple kimse yaptıklarını inkar edemeyecektir. Dahası şahit meleklerin kaleme aldığı adil amel defterleri herkese tabliğ olunacak, uzuvlar şahitlik edecek ve sınavın hesabı zerrece haksızlık olmadna yapılacaktır.

O halde, azmanın, sapmanın, haddi aşmanın manasızlığı ortadadır.

Tufanda kurtulanlardan olmak, kıyamet sonrası hesabı rahat vermek için lazım olan şey imandır, tevekküldür, iyi ve doğru yaşamaktır. Kul iyi olduğu müddetçe ne kadar yaşadığının da kıymeti yoktur. Mesele artıda kalabilmek, büyük günahlardan kaçınmak ve zulme bulaşmamak, zulümle mücadele erdemini gösterebilmektir.

Din adına olan herşey Allah’ın rahmetidir ve hepsi imanı tesis ve muhafazaya yöneliktir. Yoksa ibadet, salih amel, ahlak hatta dindarlık tek başına asla yeterli değildir. Hele şekilsel islama tabi olarak maneviyatı ve özü kaybetmek bir şey kazandırmayacağı gibi çok şeyid de kaybettirir.

Tufanlar öncesi halkın çoğunun (neredeyse tamamının), hatta peygamber hanımlarından bazılarının (Nuh ve Lut Peygamber hanımları) azanlar safında olması gösterir ki insan zalimdir ve ahir zamanda da ayetlerin imansızların çoğalacağına dair yeminine bu gözle bakmak lazım gelir. bunun sonucu olarak bir başka yemin ise cehennemlerin dolacağıdır bu da belki başka tufanlar yaşanmayacağına ama kıyamet sonrası çoğu hayatın kararacağına delil sayılabilir.

Her türlü pisliğin ardında ise insanın nefsi, akılsızlığı ve şeytanın dürtmesi vardır. Dünyanın bir sınav alanı olarak inşa edildiğini, sınavın belli süreye kadar olduğunu, insan ve cinlerden isyanda olanların yeryüzüne bu nedenle gönderildiğini, Arş’ta tek hakimin Allah olduğunu bizzat yaşayarak gören ve bilen İblis, cennetlere şahit olmuşken, lanetlenmesine sebep kendi cehalet ve kibrini değil insanı görerek insanı iman aleyhine azdırmaya yemin etmiş ve kıyamete dek süre istemiştir. (Belirli süreye kadar yaşatılacak olan sadece iblis’te değildir.) İşte bu iblis, soyu ve askerleri ile birlikte (insan ve cin şeytanları) insanı helake, tufana maruz bırakmaya, caydırmaya yeminlidir ve maalesef çoğusu hakkında da galip gelmiştir.

Kur’an’dan habersiz Müslümanlar sürüsünün bu işi anlamasını beklemiyoruz ama azabı tadacakların pişmanlıklarını şimdiden görür gibiyiz ve pişmanlıkla avaz avaz bağırırlarken, şeytanları suçlayacaklar ama onlardan şefaat değil bir de hakaret duyacaklardır.

ÇÜNKÜ ŞEYTANLAR; AKLINIZ YOK MU KANMASAYDINIZ! DİYECEK … ZEBANİLER (CEHENNEM KAPISINDAKİ MELEKLER); SİZE ALLAH’IN EMİRLERİNİ TEBLİĞ EDEN BİR KİTAP VE PEYGAMBER GELMEDİ Mİ ? DİYE SORACAKTIR.

Tufanlar öncesi yaşam formlarını bilmek mümkün olmasa da, yeryüzüne indirilen cin ve insanların ümmetler halinde birlikte yaşadığını ve hatta birliktelikler (!) yaşadıklarını tahmin etmek zor değildir. Uzun boylu, dev cüsseli, uzun ömürlü, büyük dinazorlarla rekabet edebilecek mahiyette olmaları mümkündür ve tufan ile kurtulanların sadece iyiler olduğunu düşünmek lazım gelir. Doğrusunu daima ve sadece Allah bilir. (Lakin şeytan ve soyu, İsrailoğulları ve Beniisrail ne demektir diye araştırmak okuyucuya ilginç sonuçlar verecektir.)

Buna rağmen kurtulan iyilerden sadece iyi nesillerin üreyeceğini düşünmek de hatadır nitekim İbrahim (as) peygamberin buna yönelik duasını kabul etmeyen Allah, kötülerin olacağını, en salih kulların evlatlarının bile zalim olabileceğini ikaz etmiştir.

Yani tufanlar ile soyu kesilen kötüler, iyilerin neslinden yine ortaya çıkacaktır ve çıkmıştır. O halde iyilik ve kötülük genetik veya kavimsel değil, kalbi bir meseledir ve kötülerin iyi evladı, iyilerin kötü eşi her zaman olabilir çünkü nefis kötülüğü emreder.

Ahir zaman dünyasının kötülerle dolu olması ise muhtemel kıyametin yaklaştığına delil olabilir ve fakat Allah nurunu tamamlayacak olandır ki kötülüğün dünyada egemen olması diye bir ihtimal yoktur. Hele ki ahiret hayatı tamamen iyilerin sevineceği, kötülerin kahrolacağı bir yaşamdır.

Kul, iblisin ahdini aklından çıkarmamalı, buna mukabil Yüce Allah’ın “imanlı kullarım üzerinde sultan olmayacaktır” mahiyetindeki vaadi bilmeli, fıtratta peygamberlerin şahitliğinde verdiğimiz misakı (Allah’tan başka ilah tanımayacağımıza, göndereceği kitap ve peygamberlere inanancağımıza ve daima iman edeceğimize dair) yaşam felsefesi kabul etmelidir.

Yaşam; fıtrattan ebedi nihayete uzanan mukaddes serüvendir ve sınav denen dünya yaşamı sonraki akibeti belirleyendir. İster tufan olsun, ister ecel veya kıyamet ölüm haktır, hesap haktır, cennet ve cehennem haktır. Herkes layıkını bulacak, hakların tamamı sahiplerine geri dönecektir. Bu arada o beton yığınlarına sığınarak, o batmaz gemilere paralar yatırıp bilet alarak, uzaya kaçarak hala tufan veya kıyametten kurtulacağını sananlar var ise onlar ahmakların ta kendileridir.

Rabbim, kullarını helake aday olmaktan uzak eylesin.

Rabbim, kullarını her daim kurtulan iyi azınlıktan eylesin.

Rabbim kullarını her iki cihanda mutlu olanlardan eylesin.

Rabbim, kafirleri ve zalimleri helak ve rüsva eylesin. Amin!

kaynak: imannilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Tufan ve Kıyamet arasındaki fark nedir?