e
sv

Yüce Allah’ın Vaadi ve İblisin Ahdi Mukayesesi

Yobaz zihniyet iblisi, iblisin ahdini, şirki ve cehenneme götüren yolları nasıl inanan kalplerden saklamayı başardıysa, Allah’ın vaadinin de sadece cennetlere ait olan kısmını duyurur ancak cehenneme ait kısmını da, Peygamber ve kitaplara iman etmek faslını da saklar veya Arapça Kur’an ve evliyalar şeklinde tercüme eder. Bundan maksat Kur’an’sız İslam yaratmak, kulları ateşlere atmak pahasına dünyalık kazanmaktır.
avatar

Rıfat Şentürk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

İblisin ahdi, insana düşmanlık yeminidir ve iblis o yeminde neler yapacağını açıkça duyurmuştur. Ayetlerin genel mahiyeti bu yeminin satır aralarını mü’minlere izah eder ve başı-sonu bilen Allah fıtratına uygun hak vaadini de bu yeminden sonra insana bildirmiştir. Yani iblisin kötülüğü, insanın kanacağı, şeytanın yenileceği ve Hakk’ın kazanacağı daha en baştan bellidir. Bu sebeple iblisin ahdinde de, Allah’ın vaadinde de olması gereken, o meseleyle boğuşmak veya bozmaya çalışmak değil, değişmez kılınan bu tehlike ve yardıma uygun bir hayat tarzı sürmektir.

İblisin ahdinin satır araları ile, Allah’ın vaadinin satır aralarının uyuşması bu sebepledir. Yani nar kutbunun reisi ve yol göstericisi şeytan, Allah’ın vaadinin ateş boyutuna hizmet eder. Nur kutbunun kılavuzu ise kalptir, akıldır. Bu da gösterir ki aklı işletmek ve kalbe danışmak insanın kimyasında bir gerek olarak her daim yer almaktadır. İşte yaşam nefisle vicdanın bu kor alevli mücadelesinden ibarettir.

Şimdi İblisin yeminini hatırlayalım; Allah’ın insana duyduğu güven ve sevgiyi boşa çıkartmak, fısıldamalar ile aldatmak, huşu ve imandan soğutmak, yaratılanı değiştirtmek, şirke tabi kılmak, azdırmak, dünya zevklerini süslü göstermek, şekle mahkum etmek, Allah’tan vazgeçirmek, insanlara görünmeyen yerden, sağdan, soldan, önden ve arkadan (mazideki hataları, gelecekten beklentileri, dini ve dine karşı olmayı, dünyayı ve ahireti kullanarak) yanaşmak, yaya ve atlılarıyla saldırmak, insanların Allah’a duydukları sonsuz sevgi, sadakat ve güveni yani imanı yok etmek, Allah’ı yeryüzünde aciz bırakmak, doğayı tahrip ve tağyir (yıkılıp değiştirilmesi) etmek,

Allah ile aldatmak, Allah’ı zikirden uzaklaştırmak, insanların Kur’an, beden ve kainattaki ayetleri görmelerine engel olmak, bu ayetlerin tecellilerini anlaşılmaz kılmak, ibadetten uzaklaştırmak, Allah’a iftira atmak, Allah hakkında yalan beyanda bulunmak, yalana yemin etmek, din içi bölünmeleri dinleştirmek, ahiret hesabı yerine ölüm korkusunu hakim kılmak, insanı açlık, şehvet ve zulümleriyle oynatarak kontrolü altına almak, öfke ve kini körüklemek, kibri en etkili silah kılmak, haset ve hırsı, fitne ve fesadı körüklemek, kuruntulara sevk etmek, acele ettirmek, zulüm üretmesi için insanı kışkırtmak, savaş veya ideoloji olarak beyninde şimşekler çaktırmak, adalet ve sulh mekanizmalarını devre dışı bıraktırmak, doğru yolun (Sırat-ı Müstakim) üzerine oturmak,

İnsanı Kur’an’ın mutlak ahlakından uzaklaştırıp, örflere, hurafelere, akıl oyunlarına tutsak etmek, hak ve adalete düşman kılmak, imana, Allah’ın sınırlarına, hakkaniyete ve adil yaşama dair güzellikleri yok etmek, kaos ve karmaşa yaratmak, kin ve nefreti körüklemek, yalan ve iftira ile kazanılmış haksız beşeri galibiyetleri egemen kılmak, dostlarıyla ve fakirlikle korkutmak, Allah sevgi ve korkusunun üzerini örtmek, çirkinlik ve hayasızlığı emretmek, günah ve harama tamah ettirmek, şükretmeyi unutturmak, kutuplaşmalar yaratmak, ayrılıktan güç elde etmeye çalışmak, toplumu sürüleştirmek, Kur’an’ın ayet ve manasını değiştirmek, azdırmak, isyan ve inkar ettirmek, küfrü tabiat kılmak, şevhetperestlik ve ecdatperestlik ile kanlara girmek, boş işlerle meşgul etmek, kibirle ve servetle büyüklenmeyi özendirmek, münafıklık etmek, mü’minleri kandırmak, akılları çelmek, dinden şüphe eder hale getirmek, inançları şaibeli hale getirmek, aşırı ve kötü zanda bulunmayı imrendirmek, gıybet ve dedikoduyu tatlı hale getirmek, ara bozmak, bozgunculuk etmek, özel hayatlara ve hürriyetlere musallat olmak, açık aratmak, kötü-aşırı zan ile insanlar arasına nifak sokmak,

Şekilci İslam’ı desteklemek, riya ve gösterişi dine sokmak, samimiyete düşman olmak, hurafeleri dine sokmak, arabizm ve israiliyatı Allah dini diye satmaya çalışmak, savaş ateşini yakmaya, tuzak kurmaya çalışmak, aydınlıktan karanlığa çekmek, kötülükleri güzel göstermek, insanların kusurlarını itiraf etmesine ve özeleştiri yapmasına mani olmak, mal ve evlatlara ortak olmak, pis işleri, özendirmek, iman edenlerle alay etmek, unutturmak, üşendirmek, güzelliğe mani olmaya çalışmak, doğrulardan yanlış sonuçlar çıkartmak, Allah hakkında bilmediğimiz şeyleri söyletmeye çalışmak, ilimsiz kibri, cahil ukalalığı, yıkıcı iftirayı özendirmek, hurafe, hadis ve sünnet üretmek, lüks ve israfı özendirmek, tevhid ve iman aleyhine kandırmaya çalışmak, dostlarına bizlerle mücadele etmesini fısıldamak…

Allah’ın hak vaadi, bu ahde kanacak insanlara bir rahmettir, ikazdır. Yani İblise karşı durmak, Allah dostu olmak, İblise kanmak, Allah’ın cehennem vaadine mazhar olmaktır. Diğer bir deyişle iblisin ahdi; nura yürümek isteyen kulların imanına, cihadına ve salih ameline mani olmak, tevhidin ve salih kulların hakimiyetini engellemek, cennetlere varis insanı cehenneme mahkum etmek yeminidir.

Yüce Allah, hem iblisin yeminini tüm satır araları ile ayetlerinde buyurmakla, hem de kendi hak vaadini defaten tekrar etmekle insana rahmet ve şefaatini göstermektedir. Kula düşen tehlikeden ve ateşten sakınarak, şirki afsızlık bilerek, nura yürümek, Allah’ın tevhidine, dolayısıyla dine, imana, insanlığa ve Türklüğe sarılmaktır. Yoksa … vebal büyük, hesap çetin ve azap fenadır!

kaynak: imanilmihali

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Yüce Allah’ın Vaadi ve İblisin Ahdi Mukayesesi

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ