02:00
Bir çocuk, yeryüzüne ilk adımını attığında aslında henüz toprağa basmış sayılmaz. Onun ilk toprağı, ilk gökyüzü ve ilk vatanı annesidir. Anne, bir insanın hafızasında henüz kelimeler yokken yankılanan o ilk ninninin sessizliğidir. Henüz gözler ışığı seçemezken, ruhun tanıdığı o ilk sıcaklık; soğuk dünyaya karşı gerilmiş en ince ama en kopmaz kalkandır. Bir ağacın kökleri toprağın derinliklerinde ne kadar görünmezse, bir annenin emeği de çocuğun ruhunda o kadar derin ve gizlidir. O, meyvenin tadında hissedilen ama adı anılmayan o hayati özsuyudur.
Annenin kalbi, haritası sadece sevgiyle çizilmiş uçsuz bucaksız bir coğrafyadır. Bu coğrafyada kışlar, bir evladın gözyaşıyla başlar; baharlar ise onun tek bir tebessümüyle çiçek açar. Sabır, burada bir kelime olmaktan çıkar, taşın çatladığı yerde filizlenen bir çiçeğe dönüşür. Modern dünyanın gürültüsü, başarının soğuk metalik sesi ve hırsın yorucu hızı, annenin dizinin dibine varıldığında susar. Çünkü orada, dünyevi hiçbir sıfatın geçmediği, sadece “evlat” olmanın huzuruyla soluklanılan o kadim mabet vardır. O kapı, rüzgârın yönü ne olursa olsun, daima merhametin estiği yöne açılır.
Anne, evladının üzerinden hiç eksilmeyen bir gölgedir; ama karanlık bir gölge değil, kavurucu güneşin altında ferahlatan bir bulut gibi. Hayatın fırtınalarında herkes kıyıya çekilirken, feneriyle karanlığı delen ve pusulası daima şefkati gösteren tek kaptandır o. Onun duasında saklı olan o gizemli güç, en sarp yolları düz eder, en aşılmaz duvarlarda gizli kapılar açar. Bu, kelimelerle tarif edilemeyen, sadece kalple duyulabilen bir frekanstır. Bir annenin elindeki çizgi, evladının kaderindeki düğümleri çözen görünmez bir anahtardır.
Nihayetinde annelik, bir vedadan sonra bile bitmeyen tek hikâyedir. Toprak suya kavuştuğunda, gökyüzü yıldıza doyduğunda bile bir annenin bıraktığı iz silinmez. O iz, bir bakışta, bir gülüşte ya da zor bir anımızda içimizden yankılanan o “dayan” diyen seste yaşar. Annelik; bencilliğin küle dönüştüğü, fedakarlığın ise bir anka kuşu gibi her gün yeniden doğduğu o kutsal ateştir. Ve bu ateş, dünya döndükçe, bir kalpten diğerine taşınan en saf meşale olarak yanmaya devam edecektir.
Dijital Kelepçe: ”Sosyal Medya, Oyun Esareti”
1
McDonald’s: ”Bizimle Çalışmak İster misiniz?”
195842 kez okundu
2
Ömür; ”Yaşayarak Okuduğunuz Bir Kitaptır.”
66313 kez okundu
3
Astroloji Falı Geleceğin Sırlarını Görebilir mi?
19025 kez okundu
4
Zihnindeki Ayna da “Dijital Dost” Portresi
10844 kez okundu
5
Zamanın Durduğu Anda Yitirilen Yarınlar!
1912 kez okundu
6
Dijital Kelepçe: ”Sosyal Medya, Oyun Esareti”
393 kez okundu
7
Apple: ”Dijital Çağın Mühendislik Destanı!”
172 kez okundu
8
Şehir Ormanında Yaşayan Antik Avcılar
87 kez okundu
9
Anne: “Ruhun Sırrı, Bedenin Sığınağıdır!”
52 kez okundu